Ana içeriğe atla

İzmir’e Atılan İmza

Raymond Charles Péré

İzmir’in sembolü Saat Kulesi’nin mimarı Raymond Charles Péré’nin, doğduğu ve tüm yaşamını geçirdiği kentte bıraktığı izlerin peşinde bir yolculuğa ne dersiniz?

İzmirlilerin en klasik buluşma yerindeyiz. Cep telefonu öncesi dönemlerde, hemen dibinde, bir sevdiğini beklememiş yoktur herhalde... Evet İzmir’in en önemli sembollerinden Saat Kulesi’nden bahsediyoruz. Peki kimdir mimarı, altında heyecanla beklediğimiz bu incelikli mimari eserin? Çok az kişinin ismini bildiği; tarihin tozlu sayfalarında unutulmuş bir İzmirli mimar olan Raymond Charles Péré tabii ki...

Sadece Saat Kulesi’nin değil, İzmir’in birçok önemli mimari yapısına imza atmış bu yaratıcının hikâyesinin başlangıcı için 19. yüzyılın ortasına gitmemiz gerekiyor. Yıl 1854. Her dinden, her milletten insanın barış içinde yaşadığı; kozmopolitliği ile ünlü bir Akdeniz kenti olan İzmir’in o zamanki adıyla Punta (Alsancak) semtinde, Jean Péré ve Marie Pasyade çiftinin bir erkek çocukları doğar. Raymond Charles adı verilen Fransız asıllı bu Levanten çocuğun yaşamının ilk yılları ve eğitimi hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. Fakat dönemin Levanten ailelerinin, çocuklarını Avrupa’da okutma geleneği doğrultusunda, 19. yüzyılın son çeyreğinde, Avrupa’da mimarlık eğitimi almış olduğu kuvvetle muhtemel. 

Bildiklerimiz mi? İzmir’in tanınmış Levanten ailelerinden olan Russo’lardan Anais Russo ile evlendiği; Pierre, Marie, Henriette, Charles, François, Louis ve Joseph isimlerinde yedi çocukları olduğu; 15 Ekim 1929’da, doğduğu ve tüm yaşamını sürdürdüğü İzmir’de öldüğü... Bir de Péré’nin ölümünden sonra, eşi ve çocuklarının 1934 yılında Fransa’ya göçtükleri...

Tabii İzmir’in her köşesinde bıraktığı, birbirinden güzel ve değerli, İzmir’in özgün dokusunun oluşmasında önemli roller üstlenmiş onlarca mimari eseri...

Çok Yönlü Yaratıcı

Péré’nin İzmir’de inşa ettiği yapıların en ünlüsü ile başlayalım isterseniz... Konak Meydanı’nda yer alan ve İzmir’in sembolü olan Saat Kulesi’yle... Yapı, Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümü kutlamaları dahilinde 1901 yılında inşa edilmiştir. 25 metre yüksekliğinde, dört katlı ve sekizgen planlıdır. Yapıda kullanılan Kuzey Afrika’ya özgü sütun başlıkları, at nalı kemerler ve yapının cephelerinin hiç boşluk bırakılmayacak şekilde dolgulandırılması, kökeni Kuzey Afrika ve Endülüs’teki yapılarda bulunabilecek olan bir mimari anlayışa, Oryantalist üsluba işaret eder. Péré’nin Saat Kulesi ile ayni tarihte inşa ettiği ve Sultan’ın 25. yılını simgelemesi sebebiyle 25 musluklu olarak tasarladığı sekizgen havuz ne yazık ki, bünyesinde bulunduğu İzmir Sarı Kışla ile birlikte günümüze ulaşamamıştır.

Péré’nin diğer bir önemli eseri de, Karşıyaka St. Helen Kilisesi’dir. Bazilikal planlı ve doğu-batı yönünde uzanan üç nefe sahip kilisenin arazisi, Karşıyaka’nın önde gelen Levantenlerinden Nicola Aliotti tarafından bağışlanmış ve Sultan II. Abdülhamid’in izin fermanı doğrultusunda 1904 yılında inşa edilmiştir. Péré, halen Karşıyaka’daki Katolik cemaatine hizmet eden bu yapının tüm cephelerinde sivri kemerli pencereler kullanmıştır. Daha çok ışık alması için yüksek tutulan orta mekan ve giriş cephesinde kullanılan ağırlık kuleleriyle dikey bir görünüm kazanan St. Helen Kilisesi, bu nitelikleriyle Gotik Canlandırmacı üslubun İzmir’deki en anıtsal örneği sayılabilir. Péré, kilisenin iç dekorasyonunda da renkli vitraylara, St. Joseph’in, St. Polycarpe’ın, St. François’nın ve St. Antoine’nın heykellerine ve Hz. İsa’nın yaşamını anlatan sahnelerin yer aldığı gotik nitelikli panolara yer vermiştir. Yapının içinde yer alan şapellerden güneydekinde Karşıyaka’nın Hollanda asıllı Levanten ailelerinden Van der Zee’lerin genç yaşta kaybettikleri evlatları Carol ve Valdemar Van der Zee anısına ithaf edilmiş birer yazıt bulunmaktadır. Bir başka ilginç ayrıntı da, 1993-1995 yılları arasında Fransa Başbakanı olarak görev yapan ve 1929’da Karşıyaka’da doğan Edouard Balladur’un da bu kilisede vaftiz edilmesidir.

İzmir’in Alsancak semtinde, günümüzde Alsancak Devlet Hastanesi’nin Acil Servisi olarak hizmet veren hastane yapısı da, Raymond Charles Péré tarafından inşa edilmiştir. Yapı, 1908 yılında İzmir Fransız Hastanesi Kompleksi’nin onarımı sırasında, bina içine ek olarak yapılmıştır. Péré, İzmir’in ilk hastane yapılarından günümüze kalabilmiş ender örneklerden biri olan, dikdörtgen planlı ve iki katlı yapının cephelerinde kullandığı üçgen alınlıklarla, neo-klasik yaklaşıma bir gönderme yapmış ve yapının cephelerinde kullandığı büyük ve abartılı mimari unsurlarla da kolonyalist bir etki yaratmaya çalışmıştır. 

Péré tarafından inşa edildiği düşünülen bir başka yapı da, Köprü semtindeki Ayşe Mayda Konağı’dır. 1895-1907 yılları arasında İzmir’de valilik yapan Mehmet Kamil Paşa’nın oğlu Sait Paşa için inşa edilen Ayşe Mayda Konağı, Art-Nouveau üslubunun Türkiye’ye özgü yorumunun en güzel örneklerinden birisi olarak günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Bir Dostu Beklerken 

Aslında sadece mimar da değildir Raymond Charles Péré; tabir-i caizse çok yönlü bir yaratıcıdır. Bir yandan mimari çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan da İzmir ve çevresindeki Fransız Katolik misyonuna ait yapıların karakalem desenlerini çizmiş; İzmir St. Polycarpe Kilisesi’nin restorasyonunu üstlenmiş ve bu kilise içinde yer alan freskleri yapmıştır Péré. Bu freskler incelendiğindeyse ilginç bir olayla karşılaşırız: Péré, kendisini ve ailesini, bu fresklerin içine dahil etmiştir. Orta nefin tavanını örten tonozda yer alan, 1895 tarihli ‘St. Polycarpe’ın Şehit Edilişi’ adlı freskte, İzmir’in bu ünlü koruyucu azizinin, Kadifekale’deki Antik Stadyum’da, Romalılar tarafından öldürülmesini resmederken, kendini elleri bağlı ve çaresizlik içinde olan biteni izler şekilde resmetmiştir. Yine kuzey nefinin yan duvarında yer alan ‘Azize Anna ve Çocuk Meryem’ sahnesinde, kızı Marie Péré’yi çocuk Meryem olarak görmekteyiz...

Raymond Charles Péré’nin günümüze ulaşabilen bu eserlerinin yanı sıra, Alsancak ve Buca’da ikamet eden Levanten aileler için çeşitli ev planları çizmiş olduğu da biliniyor. Bu eserleri, bugün tek tek saptamak oldukça güç; ama İzmir’in o kendine özgü mimarisinde ve kentsel dokusunda, Raymond Charles Péré gibi başarılı ve popüler bir mimarın çok önemli izlerinin olduğu da reddedilemeyecek bir gerçek... Kâh bir kilisenin fresklerinde, kâh tarihi bir konağın dış cephesinde; ve bazen de bir dostu beklerken zamanın nasıl geçtiğini unutturan o güzel Saat Kulesi’nde...

Kaynak: SkyLife Şubat 2006
İlk Yayınlanma Tarihi 15 Şubat 2010 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadık Bey Semtinin İsmi Nereden Gelmektedir?

Konak'tan Güzelyalı'ya giderken Vali Konağı ile Köprü durakları arasında yer alan durağın adı Sadık Bey durağıdır. Susuzdede Tepesi'nin kuzey doğusunda Türk Koleji ve Hakimiyet-i Milliye İlkokulu'nun tam arasında kalan bölgededir.  Civarda Sadık Bey'e ait bir heykel bir meydan veya bir sembol yoktur.  Peki kimdir Sadık Bey ve neden bir muhite adını vermiştir? Buyrun beraber okuyalım...

Bir Zamanlar İzmir | Palet Restaurant

Palet Restaurant, 2000'li yıllara girmeden mecburen hayatına son vermiş İzmir'e renk katan bir işletmeydi. Kordon'da Alsancak İskelesi'ni geçtikten sonra limana yakın bir yerlerde denizin üzerine kurulmuş enterasan mimarisi ile sembolleşmiş bir eğlence merkeziydi...

İzmir’in Tarihine Bir Adım Daha Yakın

Fisun Yalçınkaya, İzmir Agorasını Kazı Başkanı ile birlikte gezip Milliyet Gazetesi'nde yayınladı. Bugünkü gazetelerde yer alan haberi sizlerle paylaşıyoruz. Belki bu vesile ile her gün önünden geçtiğiniz antik kenti bir kez gezmek istersiniz. Buyrun haberi olduğu gibi alıntılıyoruz... Gladyatörlerden, gemilere Roma günlük hayatına ışık tutan graffitileri, hamamı, kent alanıyla geniş ve zengin bir antik kent olan ve Total Oil Türkiye’nin desteklediği Smyrna’yı Kazı Başkanı DEÜ arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy’la birlikte gezdik ve çalışmalardaki yenilikleri dinledik...