Manastır Nerede?



Özellikle dağ yürüyüşü ve dağ bisikleti ile tur yapanların blog ve sitelerinde sıklıkla karşılaşılan Manastır ve Behzat Tepe rotası tahmin edilenin aksine kent merkezine çok yakın bir yerdedir. Ancak coğrafyasını iyi bildiğimiz, 20-25 yıl önce sadece çobanların bildiği bu bölge hakkında bazı yalan yanlış bilgileri gidermek ihtiyacıyla biraz araştırma yapıp anılarla birlikte bilgilerimizi aktaralım istedik. Ancak biraz araştırma yaptığımızda maalesef karşılaştığımız durum yazımızın minvalini bambaşka bir yöne çekecek kadar derinleştirdi konumuzu. Üzülerek belirtelim ki; İzmir'in bir fiziki haritası online olarak yok. Valilikten başlayarak, Belediye, İlçe Kaymakamlık ve Belediye internet siteleri başta olmak üzere İzmir körfezinin güneyine tepeden bakan dağların resmi isimlerini ve üzerinde bulunduğu tepeleri öğrenmek mümkün değil. Hiç birisi İzmir'in coğrafyasını tanıttıkları kısa açıklamalarda bu tip detaylara yer vermemişler.
 
Konumuzun rotasını tekrar Behzat Tepe ve Manastır'a çevirirsek kısaca coğrafyayı bizim tarif ederek başlamamız gerektiğini düşünüyoruz...

Balçova'dan Teleferik adıyla tanınan Atatepe ile başlayan yükseltiler, Gaziemir'in batısından, Değirmendere'nin kuzeyine doğru yükselir. Aynı yükselti Güzelbahçe'den Seferihisar'ın güneyine kadar devam eder. Büyük bir dağlık bölgedir tarif edilen. Yarımadanın fiziksel olarak ilk bölümünü kaplar. Bu büyük alanın kuzeyi İzmir Körfezi ile bitmektedir.  İzmir'i en güzel görebileceğiniz tepelerden birisi olan 883 m. yüksekliğindeki Çatalkaya bu dağlık bölgenin neredeyse Kuzey şeridinin tam ortasında yer alır. Zaten bu tepeler İzmir'in hemen her semtinden göründüğünden en meşhur bölgesidir. O nedenledir ki çoğu insan bu dağlık bölgenin tamamını Çatalkaya olarak adlandırır. Kuzey şeridinin doğu ucunda Teleferik yer alır. Güzelbahçe'den, Üçkuyular'a kadar devam eden bu dağlık bölge zincir gibi İzmir Körfezi'ni izler. Yaklaşık olarak 10 km uzunluğundadır.
 
Balçova, Narlıdere ve Güzelbahçe ilçeleri bu kuzey şeridi ile İzmir Körfezi arasında 1-2 km genişliğindeki sahil bandına sıkışıp kalan yerleşim bölgeleridir. Balçova ile Narlıdere ilçelerinin sınırını Ilıca Deresi oluşturmaktadır.
 
Ilıca Deresi'nin aktığı vadinin başladığı bölgede, Yunan mitolojisinde Mykene Kralı olarak bilinen, ününü Truva savaşlarından alan Agamemnon'un kaplıcaları yer almaktadır. Milattan Önce 1200 yıllarında Truva Savaşı’nın ünlü komutanı Agamemnon, 10 yıl süren savaş boyunca yaralanan askerlerini, savaş alanına yakın olan bu bölgeye gönderir. Agamemnon, yaralı askerlerin kısa zamanda iyileşip geri döndüğünü görünce, kaplıca suyunun şifalı olduğunu keşfeder. Bir diğer rivayete göre de; yüzü ve vücudu yaralarla kaplı Agamemnon’un kızının bu sularda yıkanarak iyileşmesi ve güzelleşmesi üzerine, Agamemnon bu yörenin özel bir yer olduğuna inanır. Ve bu bölge tarihte Agamemnon Kaplıcaları diye anılır.
 
İşte bu iki rivayetin ortaya çıkardığı bir gerçek vardır ki bu bölge bir zamanlar oldukça hareketli günler geçirmiş bir bölgedir. Dolayısı ile bu bölgede tarihi kalıntıların olabilmesi muhtemeldir. (Ancak artık bu bölgenin arkeolojik bir bölge olduğu ortaya çıkarsa o lüks oteller ve sitelerin yıkılması gerekeceğinden kimsenin araştırmak isteyeceğini tahmin etmiyoruz)
 
Bundan 20-25 sene öncelerine kadar en yakın yerleşim birimi olan Yeniköy'ün çobanları sürülerini bu verimli vadide otlatıp, yaylalara çıkartmaktaydılar. Ve birbirine benzeyen 4 yapının olduğunun farkındaydılar. O zaman Manastır diye isimlendirdikleri bu yapıların ilki daha çok gözetleme ve kontrol için yapıldığı anlaşılmakta olan düz bir gümrük binası şeklindeydi. Yeri; bölgenin Narlıdere sınırında yer alan ilk tepeciğin eteklerinde, bulunduğu bölgeden İzmir yönünü ve Narlıdere yönünü denize kadar olan geniş bölgede görebilecek şekilde konumlanmıştı. 10 yıl önce kadar yol yapımı ve yeni yerleşim yerlerinin açılması sürecinde kimsenin dikkatini çekmeden yıkıldı. Şimdi yerinde yeller esiyor. Konumuzla alakası yok ama bu 1.Manastır diye adlandırılan bölgenin 15-20 metre ötesinde halen varlığını sessiz bir şekilde sürdürmekte olan ve önünden yüzler aracın geçtiği Osmanlıca bir yazıtı bulunan tarihi bir çeşme de yıkılmayı beklemekte.
 
2. Manastır olarak bilinen bir diğer bina ise tahminen tarihi kaplıcaların merkezi konumunda olan bir bölgede yer alıyor. Vadinin girişinde. Şu anda da varlığını sürdürüp sürdürmediğini bilmiyoruz ancak bir zamanlar Princes Otel sınırlarına dahil etmeye kalkışmıştı bu bölgeyi.
 
İlk iki Manastır arasında 100 metre mesafe var yok. Ve neredeyse deniz seviyesinde. Ancak bir ordunun burada tedavi olduğunu düşünürsek her ikisininde manastır haricinde bir amacla inşa edildiğini tahmin etmek zor değil.
 
3. ve 4. Manastır ise bu bölgenin üstünde yer alan en yüksek tepe olan Behzat Tepe üzerinde yer alıyor. Vadiden başlayan patikalarla çıkılan 500 metre rakımlı 3. Manastır minyatür bir yaylada yer alıyor. Behzat Tepe'nin zirvesine varmadan önceki ilk ve en geniş düzlükte yer alan bu kalıntılar artık yok sayılır. Yıllarca çobanlara ve sürülere ev sahipliği yapan bölge, son 20 yıldır İzci ve Dağcı gruplarının kamp alanına, dağ yürüyüşçüleri ve dağ bisikletçilerinin dinlenme ve konaklama bölgesine döndüğünden burada da tarihi bir kalıntı olmadığını düşünüyoruz. Çünkü buradaki yapıda zaten 20 sene önce yıkık bir durumdaydı.
 
Ancak bu bölgede 20 metre uzunluğunda ve tarihi eskilere dayanan büyük bir yalak yer alıyor. Bu yalak zarar görsede halen varlığını koruyor. Bu yalağın varlığını da düşünerek bu bölgenin çok sayıda hayvan veya kalabalık sürülere ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Ancak tarihsel derinliği nerelere kadar gider bilmiyoruz.
 
Son olarak bu yaylanın bir köşesinden yükselen patikadan Behzat Tepe'ye çıkmaya başladığınızda 100 metre kadar sonra daha küçük bir düzlükte ise 4. Manastır bulunduğu söylenirdi ki, bu manastırın hiç bir emaresini gördüğümüzü söyleyemeyiz. Bu sadece çobanlardan aldığımız bilgilerin devamıydı.
 
4. Manastır'a kadar gelmişken bir 100 metre daha yükselip dağın zirvesine çıkmanızı ve 740 metre rakımlı Behzat Tepe'den İzmir'i bir izlemenizi öneririz.
 
Günümüzde çok sayıda dağcılık grubu hafta sonları bu parkurda yürüyüş düzenlemekte. Yollar artık daha belirgin ve rahat yükselmekte. Behzat Tepe'den inerken, Teleferik'e doğru patikalardan (daha dik ve dar) inmek isterseniz yemyeşil Balçova Barajını göreceksiniz. Gerçekten nefis bir manzaradır.
 
Kaynaklarımız Yeniköylü rahmetli Adem, Ahmet ve İsa çobanlardır. Adem'in biraz rahatsız biridir ve ne söylediğini anlayabilmeniz için gerçekten uzun zaman birlikte geçirmeniz gerekir. Yörenin tamamını bilir, tanır ve birbirinden ayrı özelliklerine göre onlarla iletişime geçebilirdi. Ancak akıl sağlığının tam olduğunu veya olmadığını iddia edemeyiz. Ayrıca köyün hayatta olmadığını düşündüğümüz bakkalı Halit, yine hayatta olmayan İbrahim ve Kör Selim amcalardan da çok daha detaylı bilgi alınabilirdi. Biz onların bilgilerini aktardığını bildiğimiz birileri ile görüşme yapmadık.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar