Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Buca etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İzmir Prensestir

Eskiden troleybüsler vardı hatırlar mısınız? Elektrikler kesildiğinde çalışmayan, ara sıra boynuzları atan. “2- Talatpaşa – F.Altay, 80- Montrö – F.Altay, 70 – Montrö - Buca ...” Konak Meydanı’ndaki üst geçitler desem ne düşünürsünüz? Kemeraltı’ndan elimizle torbalarla köprüden geçer otobüs duraklarına veya eski iskeleye geçerdik değil mi? Ya Palet Restaurant desem, Akasyalar, Kübana, Maksim Gazinoları desem? Zeki Müren’i, Emel Sayın’ı, Erol Evgin’i, Barış Manço’yu ilk kez yakından buralarda görmedik mi? Eğer iç çekerek okuyorsanız çok özlemişsiniz eski İzmir’i... Hatırlamaya devam edelim o zaman...

Giraudlar

Toprak mahsullerini ithal değil, ihraç ettiğimiz günlerdi. 1700’lü yılların ortalarıydı ve İzmir, yerel ürünlerin dünya pazarlarına aktarıldığı bir çıkış noktasıydı. Hatta ihracatta on kata ulaşan bir artıştan bahsediliyordu. Zira, “ Batı Avrupa’da sanayi devrimi nedeniyle toprak mahsullerine aşırı ihtiyaç duyuluyordu. ” Jean-Baptiste Giraud’nun Güney Fransa’nın Antibes kentinden İzmir’e gelişi tam da bu döneme rastlamıştı. Takvimler 1761’i gösteriyordu ve Giraud ailesinin ilk üyesi, Marsilyalı bir firma tarafından “ toprak mahsulleri ticareti ” için İzmir’e gönderilmişti. Zamanla aile bu topraklarda kök salacak; Şark Halı, İzmir Yün Fabrikası, İzmir Pamuk Mensucat ve İzmir Basma Fabrikası ile halıcılıktan konfeksiyona bir çok sektörde ilk sınai fabrikaları kuracak; Levanten kültürünü zenginleştirecek; spor güncesine de pek çok başarı ekleyecekti. Cronicles Dergisi'nin 7. sayısında çıkan bu yazıyı, Levantine Heritage görselleri ile birleştirip sizlerle paylaşmak istedik...

Tramvay Projesi Mantıklı mı?

Bildiğiniz üzere geçen seçim döneminde İzmir'in 2-3 bölgesine tramvay projesi sözü verilmişti. Şimdi yepyeni bir seçime giriyoruz ve ortada çakılmış tek bir çivi yok.   Gazetelere ve yerel televizyon kanallarına zaman zaman servis edilen; ihale aşamasına gelindi, çok ciddiyiz, projenin ilk temeli bir kaç aya atılıyor gibisinden avutan açıklamaları zaman zaman okuyoruz. Azıcık anlatılanları ciddiye aldığımızda ise bu projenin başlamamış olmasının, kentimiz için en hayırlısı olduğuna kanaat getiriyoruz. Çünkü projenin tanımı, konumu gerçekten facia. İşin kötüsü bu faciaya hiç kimseden tepki gelmemesi..

Baltacı Malikanesi

Buca'nın bir çok tarihi yapıya ev sahipliği yaptığını bilmeyen yoktur herhalde. Baltacı Malikanesi'de bu yapılardan birisi...

Kızılçullu Su Kemeleri

Kızılçullu Su Kemerleri İzmir’in Roma İmparatorluğu (MÖ. 133-MS. 395) döneminden kalan tanıklarıdır. Yeşil Dere üzerinde günümüzdeki Buca Köprüsünün hemen sağında bulunmaktadırlar. Kızılçullu Kemerleri adıyla anılmalarının sebebi, Şirinyer ve bu mevkinin eski ismi olmasındandır. İzmir’in su ihtiyacını karşılamak için yapılan ve şehre gelen suyun büyük bölümünü nakleden kemerlerin üzerinde kurulu olduğu derenin bir diğer ismi de Kemer Çayı’dır. Su kemerleri daha sonraki devirlerde de kullanılmışlardır. Bu bağlamda 17. yüzyılın ikinci yarısında Vezir suyunu kente ulaştıran Vezir kemeri yapılana kadar, Osmanlılar tarafından defalarca tamir edilmişlerdir.

Rees Köşkü

Günümüzde 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlık Binası olarak kullanılan ve yapılış tarihinin 1800'lü yılların sonlarına doğru olduğu tahmin edilen Rees Köşkü, Osmanlı Demiryolu Şirketi'nin yetkilisi Bay Rees tarafından inşa edilmiştir. 

Gökdere Kanyonu