Ana içeriğe atla

Börklüce'nin Diyarında Nergis Zamanı

Hürriyet Gazetesi'nin her hafta Pazartesi günleri yayınladığı Seyahat eki bu hafta Karaburun'u konu almıştı. Burnumuzun dibinde keşfedilmeyi bekleyen Karaburun'umuzu tanıtan güzel bir yazı yazmış Hüseyin Yurttaş.

Paylaşmak istedim...

Karaburun, İzmir’in batısında, kendi adıyla anılan yarımadanın en uç noktasında bir ilçemiz. Oldukça yakın bir yer olmasına karşın uzak bilinmesi, belki tenhalığını, gözden ıraklığını da anlatmaya yarıyor. Karaburunluların tarifine göre, Karaburun, “yakındaki uzak”! Her sonbahar bölgede nergis zamanı başlıyor, seralarda yetiştirilen çiçekler büyük şehirlere gönderiliyor.

Karaburun’un tarihteki adı Stilaryon. Yarımada, sert kayalıklardan oluşan yüksek dağlarla girer denizin böğrüne. Bu dağ silsilesinin, deve hörgücü gibi yükselen son tepesinden sonra gökten yere denizdesiniz! O tepe ki, civardaki pek çok yeri görüp gözleyebileceğiniz farklı bir yükseltidir. Rivayet edilir, 1930’larda görev yapan İzmir’in ünlü valisi Kâzım (Dirik) Paşa, o tepenin üstünde yaktırdığı ateşi İzmir’den seyredermiş. İzmir’de ayak basmadık yer bırakmayan, her yerde, en ücra geçitlerde, dağ başlarında eseri bulunan efsane valinin belki de eski usul haberleşme şeklini kullanmasıydı bu; kim bilir!

Bugünkü Karaburun, o tepenin kuzeydoğusunda, batı girintisinde iskelenin bulunduğu minik bir yarımadanın güney yamaçlarında yer alıyor.

Sonbahar Enginarı, Çerezlik Hurma Zeytin

Sonbaharda giderseniz turfanda nergisler de çıkmış olabilir ama ille de kahvaltıda ve dahi her yemeğin yanında hurma zeytin de yiyebilirsiniz. Karaburun’a ve biraz da Foça’ya mahsus bir zeytin türüdür bu. Yağar giden yıllarda, dalında olgunlaşan zeytinler kıvırcık kıvırcık, küllü küllü bir hal alır ve dökülür. Her biri olgun bir meyvedir artık. Yerli halk hurma ismini verdiği zeyteni yalnız kahvaltıda yemez; çerez gibi de yer. Karaburun hurmasının öteki yörelerdekinden farklı olarak çekirdeği küçük, gövdesi etlidir.

Karaburun’da sonbahar ve kış boyunca tarlalarda yeşillik, sofralarda zenginlik olarak görebileceğiniz sebze ise enginardır. Karaburun enginarı doğal koşullarda yetişir ve çok lezzetlidir. Zeytinyağlısı, etlisi, dolması sofralarda karşınıza çıkabilir.

Karaburun’da başat yemekler zeytinyağlılardır. “Beğen de beğendiğini ye” derler ya, öyle. Pirinçli, mantarlı açma börek başta olmak üzere ot böreği, el böreği, kımız böreği gibi çeşitleriyle Karaburun börekleri de ünlüdür. Sonra tabii ki balıklar ve deniz ürünleri! Taze ve en temiz denizin ürünü hepsi de.

Karaburun dağları endemik bitkilerle doludur. Denize yakınlığı nedeniyle de orada beslenen hayvanlar tuzlarını tam aldıklarından eti lezzetlidir. Keçi peyniri, tulum peyniri, kelle peyniri ile yapılışı özel ve geleneksel bilgi gerektiren “kopanisti” peyniri, buradaki ayrıcalıklı tatlardandır. Bu dağların çiçeklerinden arıların derlediği bal ise, tek kelimeyle nefistir!

Karaburun’un karadut reçeli ünlüdür. Karadutun kendisini ve şerbetini de bulabilirsiniz elbette.

Büyük kente fazla göç vermesi nedeniyle bağcılık eskiye oranla hayli gerilemiş ve azalmış olsa da, sultaniyesi, Karaburuni adı verilen kara üzümü ve razakısı pek övülür.

Nergis Efsanesi

Kış boyunca nergislerin sarı ışıltısı, sümbüllerin mor gülümsemesi sarar düzleri, yamaçları. Karaburun, nergis üretimiyle Ege’de tektir. Bir başka deyişle Karaburun, nergisin yurdudur. Nergis, benciliğin, kendine âşık olmanın simgesi bir çiçektir. Narsizm denilen kendini beğenme felsefesi ya da rahatsızlığı, adını ondan alır. Buna dair efsane ise özetin özeti olarak şöyledir: Narkissos, asil ve yakışıklı bir delikanlıdır. Herkes ona hayrandır. Hiçbir periye yüz vermez. Kendi kendine kırlarda, ormanlarda gün boyu dolaşır. Orman Perisi Ekho onu görür, âşık olur. Karşılık alamayınca erir gider. Öcünü ise Narkissos’u kendi kendine âşık ederek, aşk tanrıçası Afrodit alır. Efsaneye göre, Narkissos, kırlarda dolaşırken bir gün, suda kendi suretini görür ve âşık olur. Zamanla bundan ne kadar hoşlanırsa, o kadar da acı duymaya başlar. Sonunda o da Ekho gibi erir, yok olur. Nergisin, bu güzel çiçeğin, onun toprağından yeşerdiğine, onun ruhunu taşıdığına inanılır.

Sonbahar ve kış boyunca Karaburun’da sizi demet demet nergislerin karşılayacağı kesindir.

Karaburun’un el değmemişliği, bâkir hali, şehirlerin o büyük dağdağasından uzaklaşmanın emsalsiz huzurunu bahşeder size. Saniyelerin bile geçmesini istemediğiniz huzur saatleri, günleri başlamıştır artık. Müjdeler olsun: Börklüce’nin toprağındasınız efendim!

Börklüce Mustafa Yeni Bir Hayat Kurmuştu
 
Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin’in müritlerinden Börklüce Mustafa, kardeşçe üretip tüketmeye dayalı, Nâzım Hikmet’in betimlemesiyle, “yarin yanağından gayrı her şey”in ortak olduğu bir yaşama düzenini bu yarımadada kurdu. Bu toplumsal paylaşıma dayalı yaşam biçimi o günkü Ayasluğ, bugünkü Selçuk’a ve Ortaklar’a kadar uzandı. Börklüce’nin yoldaşı Torlak Kemal ise Manisa’da faaliyet gösteriyordu. 1400’lerin başıydı. Osmanlı, Fetret Devri’ni yaşıyordu. Çelebi Mehmet duruma hakim olunca Ege toprağında filizlenen yeni yaşam düzenini bitirmek üzere harekete geçti. Börklüce ve Karaburun köylüleri, Sakızlılar, onların dağları aşmasını engellediler ve geri püskürttüler. Bu kez Beyazıt Paşa komutasında büyük bir birliği üstlerine gönderdi. “Mübalağa cenk olundu.” Kan oluk oluk aktı. On binler yere serildiler. Börklüce, Ayaslug’da çarmıha gerilerek idam edildi. “İriş Dede Sultan iriş!” seslerini belli ki işiten olmamıştı. Torlak Kemal de Manisa’da ele geçirilip idam edildi.

Karaburun yollarında ilerlerken, insan Börklüce’yi ve onun yeni, paylaşım esasına dayalı ortaklaşacı düzeninin çağlar sonrasını görme deneyini düşünmeden edemiyor.

Sanki her yıl yeniden açan onbinlerce Nergis’te, Narkissos’un “ben sevgisi” değil de, Börklüce’ye inanan, onunla hareket eden “Bedreddin mülhidleri”nin güzel günlerdeki dünya sevinci var!

Zengin Kültür Etkinlikleri
 
Karaburun, birçok ilçeyi, hatta ili kıskandıracak ölçüde sanata ve kültüre açık. Özellikle yaz boyunca etkinlikler birbirini izliyor. Bilim Kongresi, Ütopyalar, tiyatro gösterileri, karikatür çalışmaları ve sergileri... Bunlara bu yaz Börklüce Şiir Günleri eklendi. Son derece düzeyli, tarihin derinliklerinden bugüne uzanan günışığına çıkmış Bedreddin ve Börklüce olaylarının anlatıldığı söyleşiler ve şiirler yüklü akşamlar...

Karaburun’daki sanat ve kültürle ilgili dernek ya da kuruluşların başlıcaları şunlar: Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa Kültür ve Dayanışma Derneği, Karaburun Yarımadası Ekoturizm Kültür ve Sanat Derneği, Karaburun Gündelik Yaşam Bilim ve Kültür Derneği, 3K Kavimler Kapısı Sanat Derneği ve Karikatürlü ev... Burada sanatın, kültürün ve bilimin köylere kadar uzandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Nasıl Gidilir
 
Karaburun, İzmir merkezinden karayoluyla 100 kilometre uzaklıkta... Menderes Havalanı’ndan ise 120 kilometre. Eski Çeşme yolundan gidip, ünlü Manzara Kahvesi’nde kahvenizi içtikten sonra ya da otobandan Çeşme’ye giderken sapaktan sağa sapıp Karaburun yoluna girersiniz ve biraz virajlı olan yolda, gittikçe tenhalaşan bir trafikte yol alarak Karaburun’a ulaşırsınız. Yol üstünde uğrayabileceğiniz koylar, koylarda yemek yiyebileceğiniz, konaklayabileceğiniz yerler vardır. Balıklıova ve gittikçe yıldızlaşan Mordoğan da güzellikleriyle sizi selamlayacaklardır yol boyunda. Karaburun otobüsleri ise Üçkuyular’daki yöresel garajdan kalkar ve sizi alıp oraya götürür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadık Bey Semtinin İsmi Nereden Gelmektedir?

Konak'tan Güzelyalı'ya giderken Vali Konağı ile Köprü durakları arasında yer alan durağın adı Sadık Bey durağıdır. Susuzdede Tepesi'nin kuzey doğusunda Türk Koleji ve Hakimiyet-i Milliye İlkokulu'nun tam arasında kalan bölgededir.  Civarda Sadık Bey'e ait bir heykel bir meydan veya bir sembol yoktur.  Peki kimdir Sadık Bey ve neden bir muhite adını vermiştir? Buyrun beraber okuyalım...

Bir Zamanlar İzmir | Palet Restaurant

Palet Restaurant, 2000'li yıllara girmeden mecburen hayatına son vermiş İzmir'e renk katan bir işletmeydi. Kordon'da Alsancak İskelesi'ni geçtikten sonra limana yakın bir yerlerde denizin üzerine kurulmuş enterasan mimarisi ile sembolleşmiş bir eğlence merkeziydi...

İzmir’in Tarihine Bir Adım Daha Yakın

Fisun Yalçınkaya, İzmir Agorasını Kazı Başkanı ile birlikte gezip Milliyet Gazetesi'nde yayınladı. Bugünkü gazetelerde yer alan haberi sizlerle paylaşıyoruz. Belki bu vesile ile her gün önünden geçtiğiniz antik kenti bir kez gezmek istersiniz. Buyrun haberi olduğu gibi alıntılıyoruz... Gladyatörlerden, gemilere Roma günlük hayatına ışık tutan graffitileri, hamamı, kent alanıyla geniş ve zengin bir antik kent olan ve Total Oil Türkiye’nin desteklediği Smyrna’yı Kazı Başkanı DEÜ arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy’la birlikte gezdik ve çalışmalardaki yenilikleri dinledik...