Agora'da Sinema Keyfi (?)

Çok taze yazıyorum... Asabi olabilirim... Olsun yazacağım... 

Yengen ekibi olarak yengenizle birlikte bu akşam Agora'da sinema keyfi yapalım da şu meşhur 007 nolu ajanımız James Bond'u izleyelim dedik. Pek tercih etmediğimiz Agora Sinemaları'da karar kıldık. Daha önceden satın almış olduğum oto yıkama fişi sayesinde biz filmi izlerken arabamda yılın 2. temizliğine maruz kalacaktı. Hoş ilki yine buradaydı ve fiyaskoydu ama ikinci bir şans vermeden karar vermek istemedim. Son kararım mı yazının devamında :)

Bildiğiniz üzere Agora'nın yeni bölümü (hoş yeniliği kalmadı ama diğerine göre yeni diyelim) -1 otoparkında bir oto yıkamacısı var. Siz alışverişinizi yaparken, yemeğinizi yerken veya sinemada iken arabanızı yıkıyorlar. 

Hikayemizde bu sevda ile başlıyor zaten... 
Bildiğiniz üzere Balçova Mollakuyusu mevkisinde hizmet veren son yılların en başarılı AVM örneklerinden birisi olan Agora, geçtiğimiz senelerde yeni bir mekanla ölçeğini ikiye katlamış ve yeni markalar ve hizmetlerle İzmirlilerin beğenisini kazanmaya devam etmişti. Bununla ilgili olarak zaten blogumuzda yer almıştı. Bkz. İzmir'i Geziyorum Alışveriş Merkezlerinde 

Akşam saatlerinde Agora'nın yeni bölümünün -1. katındaki otoparkına giriş yapmamızla birlikte maceramız başlıyor. Girişteki tabelaya göre bu katta sadece 9 park alanı boş. Ben zaten yıkamacıya gideceğim için park benim sorunum değil. Yıkamacılar 22:00'de kapattıklarını eğer sinemaya gireceksek, aracın işi bittikten sonra anahtarını güvenliğe teslim edeceklerini söylediler. Anahtarımızı ve daha önceden satın aldığımız fişle birlikte görevliye teslim ederek asansörle yukarı çıkmak üzere yengenizle birlikte içeri yöneldik. 

Asansör geldi -1'den +1'e bastık düğmeye ve 0'da durduk. 4 kişilik bir grup bindi asansöre. Gayet normal görünse de ağırlık alarmının çalması ile söylene söylene indiler. Söylenmelerine sebep kiloları değildi. Bir kat aşağı yürüyerek inecek olmalarıydı... Yani sırf bir kat aşağı merdivenden inmemek için önce bir kat yukarı çıkıp sonra 2 kat aşağı inmeyi göze almışlardı.

Neyse sinema eski diye tabir edilen binada olduğu için o tarafa geçtik. Biletimizi kısa bir kuyruğun ardından aldık. Burada bilet fiyatları ile ilgili bir şey söylemek istiyorum. Hem korsana karşı durmamızı istiyor, internetten izlemeyin gelin emeğin karşılığını verin diyorsunuz.. Hemde bilet fiyatlarını bu şekilde düzenliyorsunuz. Yapın uygun fiyat tüm vatandaşlarımız izlesin. Sadece orta direk ve üstü izlemesin... İki kişilik bir izleyicinin sinema maliyeti en az 50 TL. (Yemek + yol  + bilet + cips + kola) Bunu kaç aile kaç kere verir. Her neyse konumuz sinema sektörü değil. Ona daha sonra değineceğim. 

Biletimizi 21:15 seansı Skyfall yani 007 James Bond filmi için aldık. Sinemanın önünde beklemeye başladık. 21:10'da içeri almaya başladılar. 21:20'de reklamlar başladı. 21:42'de filmin ilk emareleri göründü.... 

Evet bilette yazandan tam 27 dakika sonra film başlayabildi. 

Bu arada son seyirci içeri 21:30 civarında girdi. Son telefon filmin 20. dakikasında çaldı.. 

Sinema izleyicisi olamayacağız ülke olarak. Çünkü başta kendimize saygımız yok. 

Ama önce sinema sahiplerinden, seyircisi olarak saygı bekliyor ve filmlerin anons edildiği saatte başlamasını talep ediyorum. Aynı şekilde telefonların önleyici jammer'lerin devreye sokulmasını da..

Bu arada film tipik bir Türk filmi... Beklenen sahneyle bitiyor :) Ama izlenesi bir film. İMDB'de bu film için 7 kullanacağım. 

Film bitti çıkışa yöneliyoruz ve çok komik bir manzarayla karşılaşıyoruz. Sinema kapısına sandelye ve masalarla barikatlar kurulmuş ve güzergahımız yine bunlarla yönlendirilmiş. İki seçeneğiniz var. Ya binanını dışına çıkacaksınız yada otoparka ineceksiniz. Yeni otoparkta aracınız varsa bina dışından gidip ineceksiniz. İki Agora binası arasındaki koridorları kullanmak yasak.. 

Değerli Agora Yöneticileri, 

Eğer güvenliği sağlayamadığınızı düşünüyorsanız veya kaygılarınız varsa o zaman sinemaların son seyirci çıkışını mekan kapanış saatleri ile denkleştirin. Yok biz mevcut durumdan memnunuz diyorsanız, müşterilerinize potansiyel hırsız gözüyle bakmayıp bu şekilde zorunlu güzergahlara mahkum etmeyin.

Bu arada oto yıkamacı berbat... Aracımı pis verdim. daha pis geri aldım. İlkinde kaporta üzerinde bencik bencik lekeler vardı ve kurumuş deterjan lekeleri idi. Tek tek silmiştim. 

Bu seferde lekeleri çıkartmak değil ellememişlerdi bile.. Kimseye önermiyorum. İki km ötede güzel bir çok oto yıkamacı mevcut.. Üşenmeyip onlara götüreceğim tekrar.. 






Yorumlar

Popüler Yayınlar