İzmir'de Turist Olmak

Hürriyet Gazetesi'nin Ege Eki yakın zamanda kendini yenilemeye başladı. Bazı eleştirilerim oldu Deniz Sipahi'ye mail attım. Sağolsun kaale aldı ve kısa zamanda cevap verdi. Ümitlendim.

Ve şimdi Banu Şen ile birlikte çok başarılı haberlere imza atıyorlar.

İşte o haberlerden birisi...

Herkes sahillere koşup plajlarda tatil yaparken, İzmir’i beklemek de bize kaldı. 50 derece sıcakta gazete, haber, röportaj arasında koşunca çareler üretiyor insan. Sıcak haberi yaparken hortumla kendini ıslatanların arasına karışıyor, imkan varsa sulak yerlerde dolaşıyor, kendinizi de serinletecek haberler arıyorsunuz. Ben de bu hafta düşündüm, düşündüm, düşündüm... Ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tur otobüslerinin adeta para bastığı, 1.5 milyon lira gelir getirdiği haberleri üzerine, “İzmir’i bir turist gibi üstü açık otobüsten, yabancı gözüyle turlayayım. Gördüklerimi; eksikleri, fazlaları yazayım” dedim. İyi ki de demişim. Hem çok sevdim bu geziyi hem de birkaç itirazım var.

“Welcome to İzmir”

Limana yanaşan ilk gemiden ilk inen turistlerle atladım otobüse. 10 Euro yani 25 lira ücreti ödedikten sonra binilen İzmir’e özel bu tipik otobüste en çok dikkatimi çeken, turistleri güleryüz ve “Welcome to İzmir” diye karşılayan belediye görevlileri. Tarihin en sıcak günlerinden birini bu gezi için seçmekle hata etsem de bana tüyoyu da veriyorlar: “Önlere doğru oturun, gölge oluyor.” Vee İzmir turumuz başlıyor. Takıyorum kulaklığı, 19. Yüzyıl İzmir’ini anımsatan müzik eşliğinde Kordon’dan başlıyoruz yolculuğa.

1 saatte 17 durak

Güzergah aslında çok uzun değil. Alsancak Limanı, Gündoğdu Meydanı, Cumhuriyet Meydanı, Montrö, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi, Kemeraltı,
Agora, Ümran Baradan Oyuncak Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Konak Pier, Hisarönü, Basmane Tren Garı, Lozan Meydanı, Plevne Bulvarı-Dominik Caddesi, Talatpaşa, Alsancak Tren Garı ve Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan oluşan tam 17 durak
arasını yaklaşık 1 saatte geziyoruz. Kulaklıktaki rehberle, güzergah senkronu iyi sayılır. Otobüste inmek istediğiniz durakta iniyor, yarım saatte bir geçen diğer otobüslere tekrar binip, limana ulaşabiliyorsunuz.
(-)’ler
- Turla birlikte verilen broşürde büyük bir eksik var! Türkçe, İngilizce, İspanyolca, Almanca ve İtalyanca yani beş dil seçeneği olan tanıtımda Fransızca yok! Unutulmuş mu, yanlışlık mı olmuş bilmiyorum. Ama Fransız turistlerin buna çok kızdığı kesin...
- Tur çok kısa. Bittiğinde “İzmir bu kadar mı, İzmir bu mu?” diye düşündürüyor. Belki Karşıyaka gibi bir iki bölgeye daha uzanan bir hat da düşünülebilir.
- Turistlerin Meryem Ana’dan çok Kadifekale’yi sorduğunu öğrendim. Gerekli düzenlemeler bir an önce yapılıp Kadifekale bu turun olmazsa olmazı olmalı.
- İkinci eksik de Asansör ve Dario Moreno Sokağı... Turistler Asansör’ü de soruyormuş.
- Arkas gibi bazı sanat galerileri de bu turdaki anlatımda yok.
- Agora’ya giderken ve Varyant’a çıkarkenki İzmir manzarası da çirkin. İzmir artık bu düzenlemeleri hızlandırmalı.
- Agora’da verilen 5 dakikalık fotoğraf molasında otobüsün etrafını satıcılar sarıyor.
- Yine bu molada Agora’ya girmeyip sadece fotoğraf çekecek turistler duvarların ve tellerin arasına tırmanıyor. Onlara bu imkan daha düzgün sağlanabilir.


(+)’lar
- Şoförler ve Büyükşehir’in ekibi çok güleryüzlü. Canla başla çalışıyorlar. Ancak sayıları artan gemi ve yolcu sayısına yetişememeye başlamış.
- Gezi sırasında buzdolabından ücretsiz buz gibi su servisi yapılıyor.
- Otobüsün içindeki ve yayındaki müzikler çok güzel seçilmiş. 19. Yüzyıl İzmir’inin ağırlıklı anlatıldığı seslendirmeyle öyle uyumlu ki!
- Otobüste nerelerin geçildiğini gösteren televizyon sistemi de iyi düşünülmüş.
- Kulaklıktaki rehberle, güzergah senkronu tutuyor. Sadece detaylar bazen uyum sağlayamıyor. 
- Duraklar ve yarım saatte bir gelen otobüsler İzmir’i hiç bilmeyen birini bile doğru yönlendirebilecek kadar iyi organize edilmiş.
- Sayıları şimdilik yeterli ancak çok tur olan günler de var. Seneye bu sayı artırılabilir.
- Turistlerin hepsi güleryüzle ayrılıyor.
İzmirliler de gezebiliyor
İzmir’in üstü açık tur otobüslerine İzmirliler de binebiliyor. Ayrıca kente firmaların, okulların, kurumların davet ettiği yabancı gruplara da bu otobüslerle özel tur yaptırılıyor.

Hop in, hop bin!

Üstü açık otobüslerin yani “sightseeing bus” ya da “Hop in hop of”ların (hop in, hop bin) en meşhurları İngiltere’de... Madrid, Roma, Barcelona, Paris kısacası tüm turistik ülkelerde bu otobüslerle şehri birkaç hatta yayılmış turlarla gezebiliyor, fotoğraf çekebiliyorsunuz. Çoğunluk özel şirketlerde. Bizde de İstanbul’da bu turlara benzer geniş kapsamlı geziler yapılıyor. Bursa, Gaziantep, Antalya’da da belediyeler yeni yeni üstü açık otobüsle turlara başladı. Ancak bu sene Ankara’da başlayan Ego’nun gezi otobüsleri belki de dünyadaki en ilginç olanı... Kentin bürokratik havasına uygun, renklendirmeye başlasalar da biraz sevimsiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise 2010 Haziran’ında üstü açık tur otobüslerini hizmete soktu. Bu otobüsler Türkiye’deki en iyi örneklerden sayılıyor. Talep çok olunca, bu araçların sayıları kısa sürede 7’ye çıktı. Yabancı dil bilen şoförlerin kullandığı, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Türkçe müzik yayını yapılan ses sisteminin bulunduğu tur otobüsleri, iki yılda 64 bin yolcu sayısına ulaştı. Bugüne kadar 1.5 milyon TL’lik bilet satıldı.

Kaynak: Hürriyet Ege

Yorumlar

Popüler Yayınlar