Tipik Bir İzmirli


Tipik bir İzmirli Özlem Özsaruhan: Samimi, sıcak ve neşeli. “Eğlenceli bir ailem vardı. Ta büyükannemlerden gelen resme ve seramiğe olan merak, ailemi farklı şekillerde etkilemiş. Dolayısıyla, kardeşim ve ben de tasarıma ve yaratıcılığa hep ilgili olduk” diyor. 

Hürriyet Cumartesi bu hafta bir İzmirlinin modaya yön verişini yada daha doğru ifade ile bir İzmirli gibi çalışmasını konu almış. Bize de paylaşmak düşer...




Rengarenk papyon ve kravatlar, üzerinde ‘kafayı üşütme’ ya da ‘kafam güzel’ gibi sloganların olduğu bereler, hunili ya da kayaklı şapkalar, marjinal babetler, enteresan çantalar tasarlayıp üretiyor Özlem Özsaruhan. Aslen grafik tasarımcı ve iç mimar olan Özsaruhan, markası Özz D’sign ile moda dünyasına farklı bir soluk, bir o kadar da esprili bir bakış açısı kazandırıyor.

Aslında grafik tasarımcı ve iç mimar. İtalya İnstituto Per L’arte e Il Restauro’da (Palazzo Spinelli) İç Mimari ve Amerika Savanah College Of Art And Design (Scad)’da grafik tasarımı eğitimini tamamladıktan sonra, 10 yıl İstanbul’un reklam ajanslarında art direktörlük yaptı.

Floransa ve İzmir’de açtığı sergilerle resme ilgisi ve yeteneğini dışavuran Özsaruhan, yurtdışında gittiği birçok bienal, fuar, sergi ve Londra Central Saint Martins’de aldığı kurslarla birlikte, aksesuvara ve modaya düşkünlüğünü işe çevirmeye karar verdi. Aksesuvarlarda yaratıcılığın eksik olduğunu düşünerek yarattığı Özz D’sign markasını iki sezondur www.ozzdsign.com da satıyor. 

Aksesuvarı şöyle tanımlıyor: “Kıyafeti tamamlayan, esasında insanı tamamlayan en önemli unsur benim için. Dümdüz, basit bir şey giyip, çok değişik ve enteresan hale sokmak, taktığımız aksesuvarlarla elimizde. Çünkü aksesuvar kıyafeti bütünleştiriyor. Şapkayı ve kafaya takılan her şeyi çok seviyorum.”  

Özsaruhan şapka takmanın öyle herkese yakışmayacağını düşünüyor. Şapka için oyuncu bir kimliği şart koşuyor: “Şapkayı taşımak gerekir. Taktığın şapkanın zaten senin ruhunu ve seni yansıttığını düşünüyorum ben.



“Şapka takabilen insanlar nasıl insanlar sizce?” diye soruyorum:“Özellikle son birkaç yıldır, şapka çok moda olduğu için, eskiye nazaran çok daha fazla kullanılıyor. Ama Türk erkeklerinin genelinde, aksesuvar kullanımı daha az olduğundan, gösterişli ve değişik şapka takmanın, kişiye özel bir tarz olduğunu, ayrıca, Türkiye’de biraz daha kendine güven ve cesaret istediğini düşünüyorum.”

Özz D’sign’ın sloganlı şapkaları çok komik. Nasıl ortaya çıkmış derseniz: “Arkadaşlarla konuşurken hep aranızda konuştuğunuz belli jargonlar vardır ya, esasında onlardan çıktı diyebilirim. ‘Taktın kafaya’, ‘takma kafana’, ‘kafama göre’ falan derken hem mecazi, hem de gerçek anlamda bunları kafaya taksak ya diye düşündüm ve taktık. Başlayınca, yavaş yavaş sıralandılar, daha da gelecek olanlar var yeni sezonlarda.

HAYATINA NEŞE KAT

Nil Karaibrahimgil ve Hale Caneroğlu gibi ünlüler onu keşfetmiş. Ama daha geniş kitlelere yayılıp insanların hayatına renk katmayı istiyor: “Bence hepimiz hayata biraz eğlence ve komiklik katmalıyız. Mizaha ve espriye her zaman ihtiyacımız var. Tasarladığım aksesuvar ve şapkalarda da buna katkıda bulunmak istedim. Hayatın içinde hep kullandığımız kelime ve cümleleri üzerimizde taşımak, onları kendimize ve karşımızdakilere yakıştırmak, kelime oyunlarıyla göndermeler yapmak eğlenceli geliyor.”

Kişiye özel tasarım da yapıyor. Ruhunuza ve isteğinize göre bebek tulumları, şapka, topuklu ayakkabı, kravat, kolye, gazetelik ve peçetelik tasarlayıp, üretiyor. 

KEYİFLİ DETAYLAR

Şapkalar (fötr, kasket bere, bebek ve çocuk bereleri), saç aksesuvarları (bant, taç), ayakkabı, tişört, kravat, papyon, çanta ve kolyeleri; organze, saten, dantel, nubuk, kanvas, deri ve güderi gibi malzemeler kullanılarak üretiyor. Koleksiyonda metal aksesuvarlar, düğme çeşitleri, zincirler, armalar, peluş, kuştüyü gibi objeler de göze çarpıyor. Tasarımlarda kullanılan fermuar, maske ve oyuncak detaylarıysa koleksiyonun keyifli yüzü.

KIŞ KOLEKSİYONU 270 PARÇA

Çevremdeki her şey ilham kaynağı. Önemli olan etrafındakileri gözlemleyebilmek, bir fikirden başka fikirler çıkartabilmek. Kışlık koleksiyonun, kışa ve soğuğa uygun olması gerektiğini düşünerek, karlı, kazaklı, kayaklı vs. şapkalar yaptım, tıpkı yaz için yaptığım, kumlu, bikinili, havlulu şapkalar gibi. Kış koleksiyonu 270 farklı parçadan oluşuyor. Koleksiyonda ayakkabılar, kravat ve papyonlar dışında her şey elde üretiliyor. Özellikle şapkaların hepsi tek. Ancak benzerleri yapılabiliyor. Bazıları da çok eskiden kalma, antika, özel kumaş veya materyallerden yapılmış olduğundan, benzerleri bile olamıyor. Ayakkabılar için uzun süren arayışlar sonunda, beklentilerimize büyük ölçüde cevap verebilecek üreticiler bulduk.

NGstyle markası gün geçtikçe çalışan kadınlar için çok ciddi ve önemli bir alternatif oluyor. Kurucusu ve tasarımcısı Nazlı Gürer, zarafetin ön planda tutulduğu renkli tasarımlarıyla dikkatimizi çekti. Gittik ve adının baş harflerini taşıyan markasının hikâyesini dinledik.

Uludağ Üniversitesi’nin Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra, 1989’da Hürriyet Gazetesi Yan Yayınlar Reklam Servisi’nde çalışmaya başladım. Çok keyifli zamanlardı. Hürriyet gerçek bir devdi. Tabir yerindeyse markalar reklam vermek için sıradaydı. Ben çalışma hayatında mücadele ve zorluk sevdiğim için çabuk sıkıldım. 

Home Store’un kurucusu Levent Penso’nun Nişantaşı’nda On The Rocks adlı bir butiği vardı. Beymen’lerden önce ünlü markaların  İstanbul’a ilk geldiği yer. Oranın satın alma sorumlusu ve müdürlüğünü yapıyordum. Yurtdışından koleksiyonları bizzat seçiyor getiriyordum. O da zahmetsiz bir işti çünkü çok bilinçli bir müşteri kitlesi vardı.  

Ardından Beymen’den ayrılan bir grubun kurduğu NN CLUB diye bir markaya transfer oldum. Erkek ve çocuk koleksiyonları yabancı biri, kadın koleksiyonuysa Bahar Korçan tarafından tasarlanırdı. Görevim onların tasarladıklarını ürettirmek, kumaşlarını seçip, tasarımı efektif bir şekilde çözümlemekti. Ağır bir işti ama tam bana göreydi. Triko üreticileri, kumaşlar, fermuarlar, düğmeler arasında boğuşuyordum resmen. O kadar çok kendimden verdim ki bu marka için, zamanla ne yabancı tasarımcılar kaldı ne de Bahar Korçan. Bir baktım ben tasarlıyorum. Hoş bir dönemdi.

ARTIK ZAMANI GELMİŞTİ

1993’te Herry’ye geçtim. 10 sene hem koleksiyonu tasarladım hem de markayı yönettim. 2003’te kendi markamı kurma zamanı gelmişti. Markam adımın ve soyadımın baş harflerini taşısın istedim. Böylece NGstyle ortaya çıktı.

Sektördeki deneyimim sayesinde Türk kadının neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyordum. Astarından, iliğine düğmesine kumaşına ve detaylarına özenilmiş bir çalışan kadın koleksiyonu yarattım. Çünkü çalışan kadınlarımız çok mutsuz. İhtiyaçları var üretim yok. İşten çıkınca eve gitmeden geceye devam edemiyorlar. E İstanbul gibi metropollerde trafik yüzünden eve gidip tekrar çıkmak da mümkün olmuyor. Ben bu kadınları mutlu etmenin yolunu seçtim. Benimki çalışan kadının gündüzden geceye devam edebileceği bir koleksiyon oldu. Hepsini Türkiye’de üretiyorum.  

Ben daha renk seven, daha feminen tasarımlar yapıyorum. Kadının en zarif, en güzel, en ince belli gösterildiği elbiselerim var mesela. 

İstanbul’da dört mağaza (ViaPort, Bomonti, İdealtepe ve Marmara Forum), Adana ve Gaziantep’te birer franchising mağazamız var. 2012’de yeni açılacak. iki AVM ile de imza attık. Sadık müşterilerimiz oluşmaya başladı. KAGİDER üyeleri mesela... Bir geldiklerinde 30-40 parça alıp gidiyorlar.

TÜRK KADINI DİZLERİNİ SEVMİYOR  

- Kalçalı bir insanın skinny ya da dar kalıp pantolon giymesini çok yanlış buluyorum. Bol inecek ve baseni kapatacak. Dar inince kadın vazo gibi gözüküyor. Biz onları bu vazo görüntüsünden kurtarmaya ant içtik.
- Doğru giyinmek, neresini kapatacağını bilmek çok önemli. Moda diye her şeyi taşıyabileceğini sanmak çok yanlış. Önemli olan kendi vücuduna özel bir stil yaratmak.
- Elbise tasarlarken etek boyuna çok dikkat ederim. Türk kadını dizlerini sevmiyor, göstermek istemiyor. Çalışan kadın hele 38’in üstündeyse dizini asla göstermek istemiyor. “Elbiselerinizi çok beğendim ama dizimin üstündeydi alamadım” şikayetini o kadar çok aldık ki, onlar için kumaş ek ilave yapardık. Hâlâ da yapıyoruz. 
- Kol detayı çok önemli. Ben yüzücü dekoltesini seven bir insanım. Ama çoğunluk sevmiyor. Çünkü herkesin koltukaltı güzel değil, kollarını kalın ve sarkık buluyor.
- Abiye ve aksesuvar üretimimiz arttı. Kemerler, şallar, atkılar... Benim abiyem taşlı değil. Rengiyle, dekoltesiyle, uçuşan formuyla farklılaşan özel abiyeler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar