“Carmen, Fransız besteci Georges Bizet'nin en son ve en ünlü operasıdır. Operanın başarısız prömiyerinden kısa bir süre sonra 36 yaşındaki Bizet, rivayete göre üzüntüsünden ölmüş, eserinin daha sonra dünya çapında kazandığı şöhretten haberi olmamıştır. Fabrika işçisi, roman güzeli Carmen, sevgilisi Don José'yi terk eder ve boğa güreşçisi Escamillo'ya aşık olur. Carmen yüzünden işini ve nişanlısını terk eden Don José, Carmen'i son sahnede bıçaklayarak öldürür.”
Toprak mahsullerini ithal değil, ihraç ettiğimiz günlerdi. 1700’lü yılların ortalarıydı ve İzmir, yerel ürünlerin dünya pazarlarına aktarıldığı bir çıkış noktasıydı. Hatta ihracatta on kata ulaşan bir artıştan bahsediliyordu. Zira, “ Batı Avrupa’da sanayi devrimi nedeniyle toprak mahsullerine aşırı ihtiyaç duyuluyordu. ” Jean-Baptiste Giraud’nun Güney Fransa’nın Antibes kentinden İzmir’e gelişi tam da bu döneme rastlamıştı. Takvimler 1761’i gösteriyordu ve Giraud ailesinin ilk üyesi, Marsilyalı bir firma tarafından “ toprak mahsulleri ticareti ” için İzmir’e gönderilmişti. Zamanla aile bu topraklarda kök salacak; Şark Halı, İzmir Yün Fabrikası, İzmir Pamuk Mensucat ve İzmir Basma Fabrikası ile halıcılıktan konfeksiyona bir çok sektörde ilk sınai fabrikaları kuracak; Levanten kültürünü zenginleştirecek; spor güncesine de pek çok başarı ekleyecekti. Cronicles Dergisi'nin 7. sayısında çıkan bu yazıyı, Levantine Heritage görselleri ile birleştirip sizlerle paylaşmak istedik...
Yorumlar
Yorum Gönder