Ana içeriğe atla

İzmir’in Tarihine Bir Adım Daha Yakın

Fisun Yalçınkaya, İzmir Agorasını Kazı Başkanı ile birlikte gezip Milliyet Gazetesi'nde yayınladı. Bugünkü gazetelerde yer alan haberi sizlerle paylaşıyoruz. Belki bu vesile ile her gün önünden geçtiğiniz antik kenti bir kez gezmek istersiniz. Buyrun haberi olduğu gibi alıntılıyoruz...




Gladyatörlerden, gemilere Roma günlük hayatına ışık tutan graffitileri, hamamı, kent alanıyla geniş ve zengin bir antik kent olan ve Total Oil Türkiye’nin desteklediği Smyrna’yı Kazı Başkanı DEÜ arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy’la birlikte gezdik ve çalışmalardaki yenilikleri dinledik...

Geçtiğimiz yıldan bu yana bu kazılarda ne gibi gelişmeler oldu?

Önceki yıllarda olduğu gibi, Smyrna’daki arkeolojik çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığımızın izni ve Dokuz Eylül Üniversitesi adına sürdürmekteyiz. Büyük İskender sonrasında kurulan antik Smyrna’nın Agorası çerçevesinde kent merkezinde nasıl bir yapılaşmanın olduğu, tek tek yapıların hangi süreçlerde ve etaplarda inşa edildiğinin peşindeyiz. Önceki yıllarda yapılan çalışmalarla dörtgen planlı Smyrna Agorası’nın kuzey kenarında üç katlı bir bazilikanın diğer üç kenarda ise ikişer katlı Portikoların olduğu belirlenmişti. Bu yapılar bir meydanı çevreliyorlardı. Son birkaç yıldır ise agoraya bitişik ama agoranın dışında kalan hangi yapıların var olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Zemini mozaik kaplı olduğu için Mozaikli Salon adını verdiğimiz sosyal ve kültürel faaliyetler için kullanıldığı düşünülen bir yapı ile onun hemen kuzey bitişiğinde Roma Dönemi’ne ait Kent Meclisi yapısı tespit edildi. Bununla birlikte örenyerinin kuzeybatısında bir Roma Dönemi hamam yapısı da ortaya çıkarıldı. Son bir yılda ise Roma Dönemi Kent Meclisi’nin aynı yerde iki kez inşa edildiği belirlendi. Erken Roma Dönemi’ne ait ilk meclis binasının MS 177/8 yılında gerçekleşen İzmir’in tarihinde yaşanan en büyük depremlerden biri ile yıkıldığı ve bu yıkıntının üzerine aynı yerde yeniden yeni bir meclis yapısının inşa edildiği yapılan araştırma kazıları sonrasında anlaşıldı.


‘Yaşamı anlatıyor’

Bir de graffittiler var onlar antik dünyanın gündelik hayatına dair birçok bilgi veriyor. Bunlardan biraz bahsedebilir miyiz?
Bu graffitiler hakkında 2016 sonunda New York Üniversitesince basılan bir kitabımız çıktı. Hem kazı çalışmalarımız için bir prestij hem antik Smyrna’nın gündelik yaşamının öğrenilmesi hem de arkeoloji ve epigrafi çalışmaları açısından önemli bir yayın oldu. Bir katalog çalışması şeklinde üretilmiştir. Graffitiler sayesinde Antik Smyrna’nın ve o dönemin Roma Dünyasının günlük yaşamı hakkında hemen her bilgiyi edinme imkanımız oldu. İzmir’in bir liman kenti olmasına atfen çok sayıda gemi tasviri var. Bunun dışında dönemin sevilen gösterilerinin kahramanları olan gladyatörlere ait tasvirler de karşımıza çıkmaktadırlar. İzmir’in bir gladyatör okulunun olduğunu biliyoruz ve burada pek çok gladyatör yetismiş ve çok uzaklardaki kentlere, örneğin Selanik’e giderek, bu kanlı gösterilere katılmışlardı. Bunlar dışında dönemin tanrı ve tanrıçalarına edilen şükran ve dua yazıları, sevgiliye atfedilen sözler, İzmir’in doğasının parçası olan kuşlar, yırtıcılar, çiçekler, ağaçlar bazilikadaki zengin duvar yazı yelpazesinin konuları arasındadırlar. Yine İzmir’deki o günün tapınak ve diğer anıtlarının kazınarak yapılmış tasvirleri dikkat çekici.


İzmir’de yeni bir hayat kuran ama başka coğrafya ve kentlerden gelen Göçmenlerin geldikleri yerlere bağlılıklarını veya oraları unutmadıklarını gösteren kent isimleri koleksiyonun önemli parçasıdır. Göçmen hareketliliği bize Smyrna’nın özellikle Batı Anadolu insanı için ama genel olarak Yunanistan ve Ege adalarından Kayseri’ye kadar en azından MS 3. ve 4. yüzyıllarda bile çekim merkezi olduğuna işaret etmekte. bugünkü durumdan hiç de farklı değil kısacası.

Böylece Smyrna’nın Batı Dünyası’na açılan kapı olduğu da anlaşılıyor. Ben gladyatörleri çok merak ediyorum nasıl bir etkisi olmuş kente?
Yapılan çalışmalardan ve ortaya çıkan yayınlar bize bazı bilgiler veriyor. Bunlara göre çoklukla güçlü ve akıllı köleler arasından seçilen  Gladyatör adayları, İzmir’de de olduğu gibi, zorlu bir eğitim sonrası zengin kişilerin talepleri veya daha büyük organizasyonlar çerçevesinde, bugün güreşlerdeki gibi kilo farklarıyla değil ama kullandıkları ekipmanlara göre sıkletler halinde dövüşlere katılıyor ve en sonunda onlara özgürlükleri vadediliyordu. İzmir’e çoklukla gemi ile getirilen köleler Agora yakınında veya içindeki köle pazarında satılıyorlardı. Nitekim bugün Smyrna Agorası yakınında bulunan bir mevki Irgat Pazarı olarak bilinmektedir ki olasılıkla burası antik dönemde köle pazarı olmalıdır. Gerçi dönemin koşulları gereği bugün özgür olan biri ertesi gün köle olabilirdi.  Bazılarının para kazanmak, borçlarını ödemek gibi nedenlerle bu kanlı dövüşlere katıldıkları da bilinmekte... Ele geçen yazıtlardan öğreniyoruz ki 30’dan fazla dövüşten galip çıkmış gladyatör olduğu gibi ilk dövüşünde kaybedeni de var. Örneğin Selanik’te bulunan bir mezar taşı, bir Smyrnalı gladyatörün Selanik’te dövüşlere katıldığı ancak burada dövüş sırasında veya değil, ölmesi üzerine gömüldüğü öğrenilmekte.

‘30 bin ziyaretçi’

İzmirliler için Smyrna Agorası’nın nasıl bir önemi var?Tarih ve arkeoloji meraklısı İzmirlilerin hemen ulaşabileceği bir mesafede bulunuyor burası. İzmir’in tarih içindeki yolculuğunun 2300 yıllık sürecine tanıklık ediyor. Meraklıları için Helenistik-Roma-Bizans-Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntıları görmek, pagan tanrılara ve semavi dinlere ait yapı ve buluntulara ulaşmak mümkün. Son dönemde ülkemizdeki yabancı ziyaretçi düşüşünü de dikkate alarak Smyrna Agorası’nın 2017 çerçevesinde 25 bin ziyaretçisi olduğu ve yıl sonuna kadar bunun 30 bine ulaşacağı görülüyor.
Çocuklar için de projeleriniz vardı.Henüz bürokratik süreçleri bekleyen bir projemiz var okul çocukları için. Onların tarih ve arkeolojiyi öğrenebilecekleri bir atölye yapmakla ilgileniyoruz. Buraya okul çocukları sıklıkla geliyor, tarihi kalıntılarla çevrelenmiş bu doğal çim ile kaplı meydan üzerinde oyunlar oynuyor ve küçük bilgiler ediniyorlar. Bu ilgiyi görünce meydanın doğal çimini canlı tutmaya çalışıyoruz onlar için. Onlarda bir algı, bir farkındalık yaratabilirsek geleceğimizi emanet edeceğimiz bu çocukların kültür mirasımızın korunması yönünde bizden çok daha fazla çaba göstereceklerine inanıyoruz.

‘Total OIl Türkiye örnek oluyor’

Total Oil Türkiye’nin katkısı nasıl bir önem taşıyor sizin için? Biz ülke olarak dünya kültür mirasının önemli bir bölümüne sahibiz. Neredeyse her bir- iki kilometrede bir, bir tarihi ve arkeolojik alanla karşılaşmak mümkün olmaktadır. Bu bildik antik kentlerin ötesinde tek bir yapı kalıntısı olabileceği gibi bir küçük köy, kasaba da olabilir. Bir mezarlık veya bir su yolu da. Devletin elbette kontrolü elinde tutmak suretiyle tek başına bu zengin kültür mirasımıza sahip çıkmasını beklemek pek mümkün değil. O anlamda bu alanda özel sektörün, STK’ların sorumluluk alması gerekiyor. Bu noktada Total’in duruşu, desteği çok önemli… Bu tür destekler, bize hem kültür mirasının ortaya çıkarılmasında hem de korunmasında kolaylık sağlamakta, elimizi güçlendirmektedir. O yüzden bizler, Total Oil Türkiye örneğinde olduğu gibi, verilen desteği çok değerli buluyoruz, önemsiyoruz. Smyrna arkeolojik kazılarına 9 yıldır destek veren Total gibi bir markanın sorumluluk alarak arkeolojik mirasın ortaya çıkarılması, korunması ve tanıtımına katkı sağlaması ve bu çaba ile birlikte anılıyor olmasını örnek alınacak bir duruş olarak değerlendiriyoruz. Bu arada Bakanlığımız dışında diğer destekçilerimiz İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nı destekleri nedeniyle burada anmayı bir borç biliyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Halk Oyunları Öğrenmek İsteyenlere Rehber

Hemen her İzmirli hatta Egeli mutlaka zeybek öğrenmek ister. Düğünlerde, toplantılarda, özel günlerde çıkıp harmandalı oynayan insanlara gıpta ederek bakanlar keşke bende oynayabilsem diye iç geçirirler.
Ancak bilmezlerki Halk Oyunlarını öğrenmenin yaşı yoktur. Yaşınız kaç olursa olsun bir Halk Oyunları derneğine giderek kayıt olabilir doğru ellerden doğru oyunları öğrenebilirsiniz.
İnternete gereken önemi vermeseler de bir kaç dernek hakkında bilgi...

İzmir'de Adana/Urfa Kebap Nerede Yenir?

İzmir insanı dışarıdan bakıldığında, ot, balık, gevrek, midye, lokma, boyoz ve buna benzer İzmir'in simgesi olmuş yemeklerle beslenir sanılır. Genel temayül yanıltıcı değildir aslında ama her İzmirli de zaman zaman farklı lezzetlere yelken açmak ister. Günü gelir kebap yemek ister, günü gelir çeşitli yörelerin köftesine meyillenir. Aslında Anadolu'nun ve Dünya'nın mutfaklarından örnekleri kentimizin içinde bulabiliriz. 
Geçtiğimiz günlerde bir sohbet esnasında "İzmir'de iyi bir kebabı nerede yersin?" sorusuna cevap bulmakta zorlandığımızı gördük. Biraz düşünüp bugüne kadarki deneyimlerimizi gözden geçirip, lüks olmayan ve sadece kebap işi yapan mekanları anlatmak istedik. 
Bu gazetelerin yaptığı gibi "En İyi 10 Kebapçı" tadında bir yazı olsa da gayesi bambaşka bir yazıdır. 

Tire Çamur Peyniri

Kopanisti ile başlayıp İzmir'in süt ve süt ürünlerindeki çeşitliliği kaleme almak istemiş, ancak bir türlü fırsat bulamamıştık.

Süt ve süt ürünleri konusunda İzmir'in her bir ilçesi kendine has ürünleri ile markalarını oluşturmuşlar. Karaburun yöresi Kopanisti, Seferihisar yöresi Armola, Bergama yöresi tulum peyniri, Selçuk yöresi lor tatlısı gibi...

İşte onlardan birisi Tire Çamur Peyniri...