İzmir'de Neredelerde Yemek Yenir? - X

Bir önceki yazıda Yeni Foça yolunda Çakmaklı Köyü'ndeki Derya Restaurant'ı yazmaya çalışmıştık. Bu defa tam ters istikamete, Güzelbahçe'ye gidiyoruz.

Yıllar yıllar önce Parmak Yalatan ismiyle İzmir'in sembol restaurantlarından birisine ev sahipliği yapmış olan mekan, günümüzde Pirzola House adıyla yeni bir yapı ve yepyeni bir kadroyla hizmet veriyor. Parmak Yalatan'dan sonra uzun bir süre boş kalan sonrasında ise bir kaç kez yine yiyecek üzerine hizmet veren mekanın, en az Parmak Yalatan kadar orjinal bir şekilde geri dönmesi sevindirici.

Yakın zamanda deneyimleme şansımız oldu. İşte yorumlarımız...



Öncelikle mekanda müşteriye ilgi gösteriliyormuş gibi yapılmasına değineceğiz biraz. Kapıda girişte elinde oturma düzeni tablosu, kulağında telsizi ile son derece kibar bir beyefendi karşılıyor sizleri. Rezervasyon olup olmadığını soruyor. Ne kadar nezih değil mi? Sorunun cevabını şimdilik bir yere park edin, yazının sonunda toparlanacak.

Oturma düzeni son derece lüks değil bir kere. Bilginiz piknik masalarının kapalı bir alana uyarlanmışı. Tabi renkleri de estetiği de yumuşatılmış. Öyle kaba saba değil. Gerçekten sempatik.

Mekanın köşeleri kendin pişir kendin ye isteyen müşterilerine ayrılmış. Çünkü her masanın başında bir kapalı devre mangal sistemi var. Baca sistemi de ona göre kurulduğu için kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde kendi etinizi istediğiniz şekilde pişirebilirsiniz.

Sigara içenlerin oturacağı bölüm ile içmeyenlerin oturacağı bölüm çok net bir şekilde ayrılmış.
Hijyen konusunda ortalamanın üzerinde temiz görünüyorlar. Bu iyi bir şey. 

Hemen hemen başınızı çevirdiğiniz her yerde bir televizyon var. Maç zamanları maç yayını yapıyor.

Yemeklere gelince... Bilirsiniz biz İzmirliler et yemekleri konusunda, ot ve balık kadar başarılı değilizdir. Filmlerde gördüğümüz türden etleri belki hiç yemedik. Son yıllarda İstanbul'da Günaydın ve Nusr-Et ile başlayan furya ile benzer bir çok mekan açıldı. Bu furyanın  İzmir'e yansıması o kadar hızlı olmadı.  %100 Steak House biraz yapmaya çalışıyordu. (Son zamanlarda ismini duymadığımız için çok yapamadığını düşünüyoruz) İşte Pirzola House bu boşluğu iyi doldurmuşa benziyor. En azından daha iyisi yapılana kadar en iyisiyiz diyebilirler.

Etlerin çeşitleri bence yeterli değil. Evet, İzmirlinin gözünü doyuracak kadar çok çeşit var gibi ama yeterli değil. Eğer bu tip bir mekan yapıyorsanız dana ve koyunla sınırlı kalmamalısınız. Her türlü hayvanın eti bulunuyor olması lazım. 

T-bone kesimi yerinde, pişirme konusunda da yeteri kadar pratik kazanmışlar ama biraz fark bekliyor insan. Kelebek ismini verdikleri böbrek yatağının açılarak pişirilmiş hali, nasıl bir marinasyondan çıktıysa belki de salonun en lezzetlisi. Açıkçası lokum adını verdikleri biftek bile, kelebekten sonra yavan kaçıyor. Mekanda kokoreç, sucuk, köfte ve tavuk etleri gibi alternatifler de mevcut.

Salata ve mezelerden özellikle belirtmeye değecek bir lezzet yok. Hepsi yerinde lezzeti, hepsi standart mezeler. yeteri kadar lezzetliler. Bunlarla ilgili belki ebatları ile ilgili müşteri şikayeti alıyorlardır ama eğer verecekleri cevap; "et yemeniz için boyutları küçük tutuyoruz" olursa golü 90'a çakmış olurlar.

Şimdi gelelim içeceklere. Rakı ve alkolsüz içecekler konusunda hiç bir itirazımız yok yeteri kadar çeşit var. Sadece artı sağlayabilecek, taze sıkım meyve suları çeşitleri çocuklar için düşünülebilir. 
Ama fermente içecekler konusunda zayıflar. Bunlar Bira, Şalgam ve Şarap. Bira konusunda markette ne bulursanız burada da bulabilirsiniz. Halbuki tapslar ne güzel olurdu. Ya da dünya mutfaklarını süsleyen çeşitler... Şalgam hakkında söyleyeceğimiz çok şey yok ama Adana'da et yiyen birisinin önüne en az 3-4 çeşit şalgam çıkartıyorlar. Burada içilen turşu sularından değil. Eğer çeşit sunamıyorsanız bile gerçek şalgam suyu servis edebilirsiniz. Şarap konusunda ise uzun uzadıya yazabiliriz. Örneğin kapıda 2 farklı isimle misafirlerinizi karşılayacak kadar düşünceliyseniz, içeride şarap konusunda özel sunum yapabilecek sommelier de tutmalısınız. Kav'ınızın da o kadar geniş olması gerek. Garson'dan bir kaç yerli ve kaliteli şarap ismi duyduk. Urla şarapları güzel tercih olmuş mesela. Bornova Misket, Lucien Arkas, Şirince ve diğer lokal lezzetlere de yer veriliyorsa müthiş. Ancak rakı tüketimi oldukça fazla olduğundan damak zevkine şarabı eklemek oldukça uzun sürecek. Dolayısı ile bu düzeni değiştirmek istemiyorsanız sommelier'e de yatırım yapmamak gayet doğal.0

Yazılarımızda da belirttiğimiz gibi biz gurme değiliz, bu nedenle mutfak ve yemek kısmıyla ilgili çok detay veremiyoruz. Biz komple mekanla ilgili değerlendirmelerimizi yazıyoruz ki en çok sıkıntı çektiğiniz konulara biraz faydamız olsun diye. Dolayısı ile gerçekten lezzetleri etler yedik ve bir daha gidecek olursak artık ne yiyeceğimizi öğrendik. Bakınız İzmir Guide burası için neler yazmış;

"28 gün özel dolabında dinlendirilmiş t-bone steak, oyun parkında gözetmen eşliğinde oynayan çocuğunuzu LCD ekranda izleme, masanızın yanında mangalınız, yerli yabancı içkileriniz, futbol maçı izliyorsanız golü kaçırmamanız adına tuvaletlerde bile bulunan küçük LCD ekranlar… Pirzola House’a hoşgeldiniz.

Güzelbahçe’de deniz kenarında açılmış olan bu yeni mekanın, teknik donanımı, alt yapısı ve nefis et menüsü ile İzmir’de farklı bir konumda olduğunu çok açık belirtebiliriz. Haftanın yedi günü, öğlen 12’den gece 02 arasında müşterilerine hizmet veren mekan, 500 kişilik kapasitesi, çocuk oyun alanı, özel gün toplantılarına imkan sağlayan geniş alanı ile farklı bir et restoranı. 10’un üzerindeki LCD ekranları, bilgisayar destekli altyapısı ile şirket toplantıları için de uygun bir restoran olan Pirzola House’da servis edilen tüm etlerin Balıkesir’deki kendi çiftliklerinden getirilen etler olduğunu da söyleyelim. Telefonun yanı sıra, internet siteleri üzerinden ve yakında android uygulaması ile mobil olarak da rezervasyon yapılabilen mekan için küçük ama hoş bir ayrıntıyı da ekleyelim, müşterilerin önceki ziyaretlerinde sipariş verdikleri ürünler üzerinden ön hazırlık yapıldığını, içtikleri standart bir içki, sürekli tercih ettikleri bir meze vs. varsa müşteri geldiğinde masasında bu ürünleri hazır buluyor."

Şimdi gelelim artılara eksilere;

Bir kere otoparkı yetersiz. İçeride 50 masa varsa 20 araçlık otopark yetmez.
Vale sistemi ile bu iş çözülür mü? Belli ki çözülmemiş, yağmurlu bir havada kendimiz park yeri bulup park ettik. Kapıdan da bir hayli uzaktı. Çıkarken valemiz yine de yanımıza uğradı. Sağolsun en azından kapımızı açtı.

Çocuk oyun parkı olması bir avantaj. Hatta yukarıda İzmir Guide'nin belirttiğine göre LCD ekrandan orayı izleme imkanımız bile varmış. Biz hava koşulları nedeni ile bu imkandan faydalanamadığımız için alıntıya güveniyoruz.

Fiyatlar makule yakın. Ancak ince bir oynama ile azıcık düşürülürse tam hak edilen seviyeye inmiş olur. Yani köfteye 80 değil 60 yazsa muteberdir gibi. Tüm ürünlerin kilo fiyatlarından 10-20 TL düşülmesi layık olanıdır. Ama bu haliyle bile tüm masalar bu şartlarda dolduğuna göre ne gerek var değil mi?

Hizmet kalitesi 10 üzerinden 6-7 . O da canla başla çırpınan kan ter içindeki garsonun hürmetine. Yoksa 5'i zor görürdü. Biraz eleman takviyesi gerekiyor sanki.

Mekanda müthiş bir lüks yok. Daha iyisi aile ortamı var. Çocuklu aileler son derece rahat kullanabilir mekanı. O zaman kapıdaki şova ne gerek var? Zaten rezervasyonu olmayanları da alıyorsanız içeriye? O beyefendi ve hanımefendiler içerideki garsonlara destek verseler daha iyi değil mi? 2 saat süresince tüm masalara 5'er kez gidip bir ihtiyacınız var mı diye sorarak ihtiyaçlar giderilmez. Mekan sahibi biraz garsonları ile konuşurlarsa müşterilerin nelerden hoşlanıp, nelerden sıkıntı yaşadığını anlayabilirler. 

Bir de maç izleyecekleri ailelerden ayırsınlar diye bir öneride bulunabiliriz. Bunu yapamıyorlarsa her masaya ayrı televizyon koysunlar ve herkes kendi evinde gibi rahat etsin.

Genel yorumumuz; Parmak Yalatan geri dönmüş. Azıcık eksikleri var onları yaparlarsa muhteşem olur.  Hiç denemeyenlerin deneyecekleri bir mekanı var artık. Ya da aklına gidecek bir  yer gelmeyenlerin düşünmeden gidecekleri bir yer. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar