Kösem Sultan

Kalabalık bir köle pazarı… Perişan durumdaki köleler korku ve endişe içinde titreşerek kendilerini satın alacak kişileri beklemektedir. Alıcılar köleleri büyük bir dikkatle, tepeden tırnağa, dişlerine varıncaya dek incelerler. Hafız Ana elindeki parasını denkleştirip küçük, çelimsiz bir kızı satın alır, birlikte uzaklaşırlar.

İZDOB; 2 perdelik Kösem Sultan Balesi'ni Mart ve Nisan aylarında sahneliyor...


Soğuk bir kış gecesi… Sarayın odalarından birinin kapısında, bir bankın üzerinde oturan genç bir kız kaygılı gözlerle çevresine bakmaktadır. Saatlerdir beklediği için acıkmış, susamıştır, ama etrafta kimse yoktur. Arada gizlice kapıya kulak verir. İçerden inlemeler, dua sesleri gelmektedir. Sabaha karşı birden acılı çığlıklar, ayak sesleri duyulur. Korkup iyice köşesine siner, gözlerini yumar. Birden karşısında kendi yaşlarında, üstündeki süslü kıyafetten sıradan biri olmadığı anlaşılan bir genç görür. Genç kendisine kim olduğunu ve burada ne yaptığını sorar.Bu genç az önce ölmüş olan Padişah III. Mehmet'in yerine geçecek olan veliaht şehzade I.Ahmet, kız ise padişaha dua okuması için çağrılan hafız kadının evlatlığıdır. Küçük yaşlarda ailesinden, yurdundan koparılarak İstanbul'a getirilip hafız kadına satılmış, asıl adı Anastasia olan yabancı bir kızdır. Şehzade, annesi Handan Sultan´ın itirazlarına rağmen adamlarına emir verir: Kız saraydan salınmayacaktır. Genç kız başına kötü şeyler geleceği korkusuyla ağlamaya başlar. Oysa o gece yaşamının dönüm noktası olacaktır. Genç kız sarayda bakım ve eğitime alınır. Şehzadenin önceki eşi ve doğacak çocuğunun annesi Mahfiruz ise kıskançlıkla tehditler savurmaktadır. Şehzade ilk görüşte âşık olduğu genç kıza ay yüzlü anlamına gelen Mahpeyker adını verir ve evlenirler.İlk gençlik yaşlarında filizlenen bu aşk on dört yıl boyunca sürecek, güzelliği, zekâsı ve gücüyle padişahı avucuna alan Mahpeyker zamanla haremin ve hatta devletin idaresini de eline geçirecektir. Bu yüzden adına yeni bir sıfat eklenir: Kösem, yani önde giden! Kösem Sultan, yaklaşık elli yıl sürecek saltanat yolunun daha ilk adımlarında ölmemek için öldürmenin gerektiğini, bunun için de her türlü taktik ve entrikanın geçerli olduğunu kavrar. Kösem'in kocası üzerindeki etkisini kullanarak yaptığı ilk iş Mahfiruz'u çocuğu ile birlikte eski saraya sürdürmek olur. Rakipsiz kalan Kösem, eşi ve ardı ardına dünyaya getirdiği şehzade ve sultanlarla mutlu bir yaşam sürerken genç padişah hastalanır ve bir gece Kösem´in kollarında son nefesini verir.
 
İkinci Perde

Yıllar geçmiş, önce ölen padişahın kardeşi I.Mustafa, daha sonra da Kösem'in rakip görerek saraydan kovdurduğu Mahfiruz'dan olan oğlu II. Osman (Genç Osman) tahta geçmiştir. Ancak, Kösem her ikisini de çeşitli entrikalarla bertaraf ederek taht´ın kendi oğullarına geçmesini sağlamıştır.

Önce ilk oğlu IV. Murat'ı taht'a geçirir. IV. Murat kadınlara gönül verip kendisine yeni rakipler çıkarmasın diye oğlunun ilgisini erkeklere çekmeye çalışır, onu şarap ve afyona alıştırarak kendisine bağımlı kılar. Oğlunun genç yaşta ölümü üzerine bu kez, hapiste bekleyen diğer oğlu İbrahim´i tahta çıkarır.

Zayıf kişilikli İbrahim'in tahttan indirilip iktidarın başka hanedanlara teslim edileceği korkusuyla sarayı cincilerle, üfürükçülerle doldurur. Bir yandan da İbrahim'e birbirinden güzel genç cariyeleri kendi elleriyle sunmaktadır. Oğlunun bir an önce çocuk sahibi olarak soyunu sürdürmesini istemektedir. İsteği gerçekleşmekte gecikmez. Ancak bu, kendisi için de sonun başlangıcı olacaktır. İbrahim'in eş olarak seçtiği Hatice Turhan Sultan da en az Kösem kadar zeki ve hırslı bir kadındır. Kısa sürede padişaha bir şehzade verir. Ayrıca Kösem'den ölesiye nefret ediyordur.

Kösem'in nefreti de ondan aşağı kalmamaktadır. İki kadın kıyasıya bir güç mücadelesine girişirler. Bu mücadele, Kösem'in de dâhil olduğu bir plan sonucunda önce tahttan indirilip hapsedilen sonra da öldürülen İbrahim'in yokluğuyla daha da şiddetlenir. O denli ki Kösem sırf gelininden intikam almak için öz torunu IV. Mehmet'i (Avcı Mehmet) zehirletip onun yerine oğlu İbrahim'in uysal kişilikli diğer gözdesi Dilaşub'dan olan oğlu Süleyman'ı tahta geçirmeye kalkar. Bu korkunç plan bardağı taşıran son damla olur. Turhan Sultan'ın görevlendirdiği cellât başı Kösem´i dairesinde, saklandığı dolabın içinde korkudan titrerken bulup boynuna geçirdiği ipek perde kordonuyla boğar.

Küçük, masum bir kızken bir gece mucizevî bir şekilde Osmanlı sarayına girip yıllar içinde güç kazanarak korkunç bir fırtına gibi esen, padişahları, sadrazamları, yabancı elçileri, din adamlarını, tüm saray halkını hükmü altına alan, öz oğullarının ölümüne göz yuman, torununu zehirletmek isteyen, sayısız cinayetler işleten, ama tüm bunları kendi soyunun saltanattaki varlığının sürmesi için yapan Kösem Sultan´ın yaşamı gene bir gece, aynı sarayda bir cellâttın ellerinde son bulur. Ay yüzlü kızın, kendisi parlarken nice hayatı karartan meşum yıldızı artık sonsuza dek sönmüştür.

12.03.2011 Cumartesi 20:00
15.03.2011 Salı 20:00
19.03.2011 Cumartesi 20:00
31.03.2011 Perşembe 20:00
02.04.2011 Cumartesi 20:00

DEÜ Sabancı K.S.Büyük Salon

Yorumlar

Popüler Yayınlar