Fevzipaşa Bulvarı - IV


Fevzipaşa Bulvarı isimli yazı dizisinin 4. ve sonuncu yazısını ekte bulabilirsiniz. Erkan Serçe gerçekten muhteşem bir araştırma ile geleceğe geçmişin izlerini aktarmış...





İzmir Belediyesi Riyasetinin meclise sunduğu 1932 senesi faaliyet raporuna göre, belediye-nin Fevzipaşa Bulvarı'nın ve lağımlarının yaptırılmasından ötürü, Bulvar Şirketinden 38643 lira 21 kuruş, çivitçilerde 3 dük-kanın şirket için belediyece verilmiş parasından 10561 lira 60 kuruş, temizlik ve aydınlatma vergisinden biriken 2500 lira ki hepsi 51704 lira 81 kuruş, bulvar ve lağımların yaptırılması parasından Kavaflar Çarşısı'nda ipotekli dükkanların belediyeye çevrilmesi karşılığı ile toplam 93176 lira 94 kuruş alacağı vardı. Şirketin borçlarını sağlama bağlamak için şirketin müdürü Avukat Mustafa Nuri (Devres) beyle görüşülmüş-tü. Şirket, Basmahane civarında büyük mağazayı 75 bin lira değeriyle ve Emlak Bankası'na olan 30000 lira borcu ile birlikte belediyeye vermeyi teklif etmişti. Ancak belediyenin bu sıralarda üzerine borç alması doğru bir iş olmayacağından pazarlığa girişil-medi. Fakat görünüşe göre şirketin de borcunu vermeye gücü yetmemekteydi. Bunun üzerine belediye, şirkete ortak olmak veyahut şirketin arsalarından birazını satın almak düşüncesindeydi. Ancak henüz uzlaşabilecek ve belediyenin de işine yarayacak bir kolaylık bulunamamıştı.

Bu arada, o güne kadar Şirket Bulvarı olarak anılan yol, 1932'den itibaren Fevzipaşa bulvarı olarak anılmaya başlamıştı. Bu isim değişikliği bir takım tepkileri de beraberinde getirmişti. Örneğin Belediye Meclis toplantısında, üyelerden Hamdi Akyürek tarafından, Belediye Meclisi Başkanlığına sunulan bir takrir, son derece ilgi çekicidir; "Şehrin ortasında ve en işlek bir kısmında bulunması itibariyle İzmir'in amudu fıkarisi demek olan ve cümlenin büyük bir saygı beslediği Mareşal Fevzi Çakmak'ın yüksek ismini taşıyan bulvar maateessüf bugün çıkmaz bir sokaktan başka bir şey değildir. Açıldığı günden itibaren şehrin münakalat, iktisadiyat ve inzibatı ile belediyecilik nazar noktasından daha pek çok faydaları olacağı gün gibi meydanda olan mezkur bulvarın bir an evvel çalışmasına cezri bir surette çalışılmasını aksi takdirde yüksek muhabbet ve saygı hisleriyle kalplerimizi dolduran büyüklerimizin böyle çalışmayan bulvarlara izafe edilerek levha takılmamasını rica ederim."

Belediye ile Şirket arasındaki sorun gün geçtikçe büyüyerek çıkmaza doğru ilerlemekteydi; Belediye yönetimi tarafından, Şirketten alacağını tahsil etmek için bir komisyon oluşturmuş, Şirketin bilançoları incelenmiş ve alacağın nakden tahsil edilme imkanı bulunmadığı anlaşılmıştı. Bunun nedeni ortadaydı; 1929'da başlayan büyük ekonomik buhran, Türkiye'yi de etkisi altına almış ve sonuçta gayrı menkul fiyatları büyük bir düşüş içine girmişti. Böylece bütün faaliyetini gayrı menkul ticaretine indirgemiş olan Şirket büyük bir darboğaza düşmüştü. Şirket, belediye ile arasındaki alacak sorununu çözmek için, istimlak ettiği ve bulvar alanı dışında kalan bazı arsaları, borcuna karşılık olarak belediyeye devretmeyi önerdi. Şirketten Asım Rıza ve Abdürrahim beyler, belediyeden Faik ve Reşat beyler bir araya gelerek sorunu çözmeye çalıştı. Şirket, bulvar üzerinde Müftü Camii ile Evliyazade Sokağı arasında Yeni Asır matbaasının da bulunduğu adaların belediyeye satılmasını, ancak son bir fiyat olmak üzere metrekaresinin 10 liradan hesap-lanmasını teklif etti. Belediye, fiyat biraz daha düşürüldüğü takdirde, alacağını kurtarmak için elinde binlerce metrekare daha ucuz arsa olmasına rağmen- teklifi kabul etme eğilimindeydi. Ancak anlaşma sağlanamadı ve Belediye Meclisi kararıyla şirket aleyhine Şubat 1934'de dava açıldı. Buna karşılık şirket de karşı dava açarak işi sürüncemeye bırakmaya çalıştı. Şirket ile belediye arasındaki 1940'lı yılların ortalarına kadar devam edecek olan hukuki süreç apayrı bir inceleme konusu olabilir, ancak bu süreç içinde şirket tarafından bulvarın tamamlanıp açılması konusunda hiç bir girişimde bulunulmamıştı.

Bu arada belediye, yangın alanında yürüttüğü imar çalışmaları çerçevesinde bulvar ve cadde açmak konusunda, önemli çalışmalar yürütmüştü. Şirket Bulvarı'na paralel bir konumda açılan Gazi Bulvarının ardından, Rene-Danger imar planında gösterilen caddelerden büyük bir kısmının çalışmaları tamamlandı. 1941 yılına gelindiğinde yangın alanı üzerinde tamamlanarak açılan caddeler şunlardı; İsmet Paşa (Gazi Osman Paşa) Bulvarı, Tevfik Rüştü (Şehit Nevres Bey) Bulvarı, Dr. Hulusi Bey (Şehit Fethi Bey) Caddesi, Şükrü Saraçoğlu (Halit Ziya) Bulvarı, Şükrü Kaya (Şair Eşref) Bulvarı, Dr. Behçet Uz (Hürriyet) Bulvarı, Varoşilof (Plevne) Bulvarı, Aziz Akyürek (Mürsel Paşa) Bulvarı, Celal Bayar (Talat Paşa) Bulvarı, Necati Bey Bulvarı, Mimar Kemalettin Bulvarı, Vasıf Çınar Bulvarı, Dr. Mustafa Enver Caddesi, Mimar Sinan Caddesi, Ali Çetinkaya Bulvarı.

Bütün bu caddeleri açma başarısı gösteren belediye, tabiidir ki Şirket Bulvarı'nı da açabilir ve böylece şehrin en önemli yerinde, yıllarca sürüncemede kalan bir işi bitirebilirdi. Ancak o zaman şir-ketle imzalanmış olan mukavele gereği belediye, bu işi şirket adına yapmış olacak ve dolayısıyla yaptığı masrafı şirket'ten talep edecekti. Mevcut borcunu bile ödeyemeyen Şirket'in, bu işten doğacak borcunu karşılaması mümkün değildi. Bu nedenle belediye, bu yolu son başvurulacak çare olarak görüyordu.

Belediye ile şirket arasındaki sorunun iki yönü bulunmaktaydı. Birincisi yukarıda aktardığımız, belediye'nin Fevzipaşa Bulvarı'nın açılan kısımları üzerinde yürüttüğü çalışmalar karşılığı olarak Şirketten alacaklı olduğu para ile ilgili konuydu. İkincisi ise şirketin asıl taahhüdünü, yani bulvarı açmak ve bunun için gerekli olan yerlerin istimlakını gerçekleşti-rememesiydi.41 Belediye Başkanı Behçet Uz'un 1935'te mecliste yaptığı bir konuşmadan edin-diğimiz bilgiye göre, o yıl yolun, üzerinde bulunan binaları istimlak edilmeyen ve bu yüzden de açılamayan kısmının uzunluğu 140 metreydi. Belediye ile şirket arasında gerçekleşen yazışmalar şirketin, binaların istimlakını ve bulvarın açılmasını gerçekleştiremeyeceğini açıkça ortaya koymaktaydı. Artık Belediye'nin bulvarı tamamlamak için yapılması gereken işleri doğrudan yüklenmekten başka çaresi yoktu. 1938 yılında, yolun tamamlanayan kısmı üzerinde bulunan 197 binanın istimlak edilmesi ve bulvarın belediye tarafından tamamlanması, yapılacak masrafın şirketten tahsil edilmesi kararlaştırıldı. Ulvi Olgaç, 1939'da Fevzipaşa Bulvarı ve onun kavuştuğu yeri, "Konak'tan gümrüğe kadar biraz gidilince gümrüğün karşı tarafları geniş meydan olmuş. Büyük hanlar, ticarethaneler, bankalar yapılmış. Buraları da güzel çam ağaçları ile süslenmiş, çiçekli, yeşillikli kısımlar meydana getirilmiştir. Bu meydandan Kordon'a amut başlayan bu caddenin adı Fevzipaşa bulvarıdır. Bir ucu Basmahaneye gidecektir. Belediyeye kadar olan kısmı yapılmış, ağaçlanmış, her binanın önünde geniş trottuvarlar inşa edilmiştir. Basmahaneye kadar gidecek kısmı bir yandan belediyece istimlak edilerek yıkılıyor, hazırlanıyor. Gelecek sene bu caddeden de Basmahaneye gidilecektir. Buranın ikinci ve üçüncü kordona uzayan caddeleri de bulvarlar kadar geniş. Büyük binaların arasında bu kadar geniş trottuvarlar, yollar ve ağaçlıklar insana büyük istikbal vaadediyor." cümleleriyle tanımlamıştı.44 Haziran 1941'de bütün istimlak işlemleri tamamlanmış ve istimlak edilen yerlerin yıkım çalışmaları hızlandırılmış ve bir süre sonra da Bulvar tamamlanarak ulaşıma açılmıştı.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, şirket ile belediye arasında, belediyenin alacağından kaynaklanan hukuki süreç bir süre daha devam etti. Mukavele gereği şirket adına yürütülen istimlak işleri için yapılan masraflar daha sonra şirketten tahsil edilmek istendi, ancak şirket mukaveleyi geçersiz gördüğü için yeniden mahkemeye gidilmek zorunda kalındı. Konu hakkında açılan bütün davalar belediye lehine sonuçlandı. Bunun sonucunda şirket 1944 yılında tasfiye sürecine girdi. Belediye şirketten son alacaklarını da tasfiye memurluğu aracılığı ile tahsil edebildi. (1944, s. 8)

Şirket'in mahkeme süreci içinde zaman zaman belediyeye yaptığı sulh teklifleri, meclis üyelerinin son derece hararetli karşı çıkışlarına neden olacak derecede basit ve temelsizdi. Her sulh teklifi kendi karşısındaki muhalefeti bir kat daha arttı-rıyordu. Basındaki karşı yazılar dışında, belediye meclisinde dile getirilen bazı tanımlamalar, bir zamanlar "milli iktisat" düşüncesi doğrultusunda, "milli burjuva" yaratmak amacıyla kurulan bir şirketin düştüğü acı durumu göstermesi açısından ilginçtir; örneğin belediye meclisi üyele-rinden Cemil Erkli, şirket için "yirmi seneden beri bir canlı tarih taşıyan bu imarat şirketine malesef imarat şirketi değil ihmalat şirketi denilse yeridir" diyordu. Bir başka meclis üyesi Necmettin Kilimcioğlu, "Bu şirket tufeyli bir şekilde teşekkül etmiş ve memleketin kanını emmiştir" derken, Faik Ener, şirketten "20 seneden gayesine bir tek adım atmadan kendi mevcudiyetini teşkil eden hissedarlarına da bir metelik vermeyen ve baştaki birkaç kişiden başka kimseye bir menfaat temin etmeyen şirket" olarak söz ediyordu.
Son

Kaynak: http://www.izmirkitap.com/erkan_serce.html

Yorumlar

Popüler Yayınlar