Fevzipaşa Bulvarı - II

Geçtiğimiz hafta ilk bölümünü yayınladığımız Fevzipaşa Bulvarı yazısının ikinci bölümüne yazının devamında ulaşabilirsiniz...


Basmahane istasyonu ile liman bölgesi arasında yoğunlaşan trafiğin düzenli akışını sağlayacak bir yol şebekesi oluşturmak sorunu üzerine proje üreten ilk kişi, Osmanlı devlet adamlarından Midhat Paşa olmuştur. 1880-1881 yılları içinde Aydın Vilayeti Valiliğini yürüten Midhat Paşa, Kasaba demiryolu istasyonundan, Kışla-i Hümayun'a (Sarı Kışla) kadar bir cadde açılmasını ve bu yolun Göztepe'ye, hatta Urla'ya kadar uzatılmasını düşünmüştü. Midhat Paşa, 23 Eylül 1880 tarihli layihasında bu düşüncesinin gerekçelerini şöyle açıklamaktadır:"İzmir şehrinin bulunduğu yer ve ticari bakımdan önemini açıklamaya bile gerek yoktur. Nüfusu, yerli ve yabancı olmak üzere 200.000'i bulmaktadır. Avrupa ile her yerden çok ilişiği bulunan bu koca şehrin oldukça düzgün bulunması gerekir. Oysa şehrin sokak ve çarşıları oldukça dar ve pis olup 'koca bir memlekette araba işleyecek bir cadde bile' bulunmamaktadır. Bu bakımdan bir yerden diğer bir yere özellikle demiryolu (şömendifer) istasyonlarından iskelelere eşya taşıma işi deve ve diğer hayvanlar sırtında yapılmaktadır. Yerli halk eskiden beri süregelen bu yöntemi görmüş ve buna alışmış olduğundan yakın zamana kadar bunun sakıncaları da fark edilmemişti. Ancak İzmir Rıhtımının inşasından sonra 'memleketin deniz ciheti bir başka hal ve intizam kesb ederek ticaret ve mamuriyet tamamiyle o cihete nakletmiştir. Rıhtımın yapılmasından sonra Frenk Mahallesi denilen tarafla ona komşu olan mahalleler bir kat daha gelişmiş, güzelleşmiştir. Buna karşılık şehrin diğer tarafında, kışla ile hükümet konağının arka taraflarında bulunan İslam ve Yahudi mahalleleri yolsuz ve münasebetsiz tarafta kalarak diğer mahallelerin tersine günden güne çökmeye yüz tutmuşlardır. (Mesela beş altı sene evvel senevi on bin guruşa verilen bir mahallin kirası sene be sene yüzde on ve daha ziyade düşmekte olmağın bu hal ile bir müddet daha gidecek olur ise) şehrin yarısına yakın İslam ve Yahudi mahalleleriyle onlara komşu olan mahalleler bütün bütün kıymetten düşerek harab' olacaklardır. Bu gidişe bir son verilmesi zorunludur. Ancak; 'şehrin bir tarafını muhafaza için diğer tarafın meni kabil' değildir. Şehrin kuzeyine süratle devam eden gelişmesi rıhtımdan o tarafa açılacak yeni yollara bağlı bulunmaktadır. Böylece şehrin o kesimi düzenli şekle ve hale girmiş, iletişim ve ilişki (müdavelat ve münasebat) oldukça kolaylaşmıştır. Bu bakımdan 'diğer tarafın dahi muhafaza-ı mamuriyeti için bu yolda bir tedbire teşebbüsten başka çare' olmadığı açıktır. Şehrin ortasına yakın bir yerde bulunan Kasaba demiryolu istasyonundan İzmir'in sonunda ve batısında bulunan Kışla-ı Hümayun'a kadar bin üç yüz elli metre mesafe üzerinde ve 'bir hatt-ı müstakimde' geniş bir cadde açılır ve bu yolun iki tarafından ayrılacak kollarla bir taraftan İslam ve Yahudi mahallelerinin içlerine doğru çeşitli geçitler açılacak, şehrin bu dolayları da gelişecektir."

Midhat Paşa'nın bu düşüncelerle temellendirdiği projenin ha-yata geçirilmesi için "Tramvay Osmanlı Kumpanyası" adıyla bir şirket kurulacaktı. Bu tasarı herkes tarafından beğenilip onaylanmasına, hatta gerekli olan irade-i seniyye alınmasına karşın, hayata geçirilemedi.  Midhat Paşa düşüncelerini uygulama fırsatı bulamadan görevinden alındı.

Konu hakkındaki ikinci proje ise Eşref Paşa'nın belediye reisliğinin sonlarında gündeme gelmiş, Basmahane'den Gümrük'e kadar açılacak bulvar için istimlak yapılması kararlaştırılmış ve bu amaçla 150.000 liraya ihtiyaç duyulduğu hesaplanmıştı.7 İstimlak işi için Belediye Reisi Eşref Paşa'nın riyasetinde şehir ileri gelenlerinden bir komisyon da kurulmuş olmasına rağmen,8 yine sonuç alınamadı.

Şehrin geniş caddelere kavuşturulması, en azından Basmahane istasyonunu Gümrük'e bağlayacak bir bulvarın açılması, Meşrutiyet'in ilanını izleyen günlerde de, gazete sütunlarında sıkça rastlanan tartışma konularından biri olmuştur. Uşakizade Muammer Bey'in belediye riyasetini üstlendiği dönemde de devam eden bu tartışmalarda, belediyenin konu ile ilgili bir proje hazırlığı içinde olduğu söyleniyor, bunun için borç para arayışı içine girdiği yazılıyor, ancak somut bir adım atılmaması da eleştiri konusu oluyordu.

Mahmut Muhtar Paşa'nın Aydın Vilayeti Valiliğine atanmasıyla birlikte yakın ilgi gösterdiği konulardan biri de 'bulvarlar meselesi' oldu. Vali'ye göre "memalik-i Osmaniye'nin en mühim merkez-i ticariyesinden olduğu halde şimdiye kadar şöhret ve kabiliyetiyle mütenasib asar-ı umran vücuda getirilememiş" idi. Bu nedenle en kısa zamanda harekete geçilmeli ve İzmir'in rahatlamasını sağlayacak büyük caddeler açılmalıydı. Bulvarlar konusunda vilayetin elinde hazır bir proje de bulunmaktaydı. Meşrutiyet'in ilanından sonra kısa bir süre Aydın valiliğinde bulunan Ferid Paşa zamanında, İzmir Rıhtım Şirketi mühendislerinden Mösyö Polikarpe A. Vitalis tarafından hazırlanan ve İzmir şehrinin üç bulvara sahip olmasını öngören proje Mahmut Muhtar Paşa'ya yeniden sunulmuş ve valilik tarafından genel bir kabul görmüştü. 

Projeye göre; 22,5 metre genişliğindeki bir numaralı bulvar, Rıhtım'da bulunan Zahire Borsası'nın yanından başlayacak ve doğrudan Basmahane'ye kavuşacaktı. İki numaralı bulvar 15 metre genişliğinde olacak ve Bellaviste'den başlayıp yine Basmahane'de noktalanacaktı. Üç numaralı bulvar ise, Salebcioğlu Hanı'nın önünden başlayacak ve Basmahane yakınlarında bir numaralı bulvarla birleşecekti. 18.7 metre genişliğindeki bu bulvar, Salebcioğlu'nun arkasından Gureba Hastahanesi'ne kadar uzatılacaktı. Vali Mahmut Muhtar Paşa, P. Vitalis tarafından hazırlanmış olan bu planı ve şartnamesini "mükemmel ve ihtiyaca kafi bir halde" bulmuş ve kendi riyasetinde oluşturduğu bir komisyondan geçirerek Vilayet İdare Meclisi'ne de onaylattıktan sonra yine kendisinin ifadesiyle, "belediye meclisinin de mütalaası alınmak üzere 11 Teşrin-i sani 325 tarihinde daire-i belediyeye göndermiş"ti.   Ancak hemen belirtelim ki belediye, hiç bir zaman planların kendisine gönderildiğini kabul etmedi. Vali Mahmut Muhtar Paşa proje ve şartnameyi Vilayet Umumi Meclisi'ne de onaylattıktan sonra İzmir ve İstanbul'daki önemli gazetelerle ilan ettiği gibi birer nüshasını da önemli şirket ve bankalara göndermişti.

Kaynak: http://www.izmirkitap.com/erkan_serce.htm

Yorumlar

Popüler Yayınlar